YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2574
KARAR NO : 2013/19459
KARAR TARİHİ : 01.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08.11.2012 tarih ve 2010/593-2012/637 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalıların işleteni ve sürücüsü oldukları otobüste müvekkillerinin yolculuk yaptıklarını, yoldaki hız kesme bariyerlerinden hızlı geçmesi sebebi ile araçta bulunan müvekkillerinin tavana çarpmaları sonucunda yaralanmasında otobüs sürücüsünün tam kusurlu olduğunu ileri sürerek, müvekkilleri için ayrı ayrı 2.000 TL maddi ve 18.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile müvekkillerinden… için maddi tazminat talebini 31.058 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemizin 12/04/2010 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, 18/04/2004 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu, 17 Eylül 2012 tarihli Adli Tıp raporuna göre davacı …’ın %43,2 oranında, 06/01/2012 tarihli Adli Tıp raporuna göre davacı …’ın %40,2 oranında sürekli malul olacak şekilde yaralandıkları, meydana gelen trafik kazasında davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, bozma ilamından önce Atatürk Üniversitesi Tıp Merkezinin 16/07/2007 tarihli davacılara ait daha düşük maluliyet oranına göre aldırılan tazminat raporunda davacı …’ın 21.470,37 TL, davacı …’ın 31.058,16 TL maddi tazminat alacağının oluştuğu, yargılama sırasında Güneş Sigorta A.Ş. tarafından davacı …’ın maddi zararının tamamına yakın kısmının karşılandığı, davacı vekilinin davacı … için davayı ıslah edip davacı … için ıslah etmediği gerekçesiyle, davacı … tarafından açılan maddi tazminat davasının konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı … tarafından açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 6.000 TL manevi tazminatın, davacı … tarafından açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 16.562,98 TL maddi tazminat ile 9.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1–Dava, yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı (mülga HUMK’nın 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekmektedir.
Somut olayda kısa kararda hükmün 1. bendinde davacı … tarafından açılan maddi tazminat davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra gerekçeli kararın hüküm fıkrasında aynı bende ilişkin olarak “davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat haklarının saklı tutulmasına”, kısa kararın 3. bendinde davacı …’ın maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildikten sonra gerekçeli kararın hüküm fıkrasında aynı bende ilişkin olarak “fazlaya ilişkin talep hakkında esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına ve fazlaya ilişkin talep ve hakların saklı tutulmasına” şeklinde hüküm kurularak çelişki oluşturulmuştur. Bu durumda mahkemece değinilen çelişkiler giderilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2–Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.