Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/2693 E. 2013/20125 K. 11.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2693
KARAR NO : 2013/20125
KARAR TARİHİ : 11.11.2013

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.10.2012 tarih ve 2011/110-2012/212 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin lisans yoluyla mali hak sahibi olduğu NET CAD isimli bilgisayar yazılımının davalıya ait işyerinde kullanıldığının tespit edildiğini, davalının izinsiz olarak bilgisayarında müvekkilinin hak sahibi olduğu programı kullanmak suretiyle müvekkili şirketin mali haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek FSEK’nin 68. maddesi uyarınca 10.000 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsilini talep ve dava etmiş, 11/06/2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 61.126 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, emekli öğretmen olan müvekkilinin geçim sıkıntısı içinde açtığı işyerindeki bulunan bilgisayarında bulunan programı kullanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının işyerinde 28/08/2008 tarihinde yapılan aramada davacının üzerinde mali hak sahibi olduğu NETCAD isimli programın davalının bilgisayarında bulunduğunun tespit edildiği, bilirkişilerce yapılan araştırmada dava konusu bilgisayar programının ömür boyu lisans seçeneğinin yanı sıra 1 yıllık kiralama seçeneğinin de bulunduğu ve bunun bedelinin lisans bedelinin 1/5’i oranında olduğunu, davalının emekli öğretmen olması, emlakçılık yapması ve programın bir çok modülünü kullanabilecek durumda bulunmaması nedeniyle yıllık kiralama seçeneğinin TBK’nın 50. maddesine uygun bulunduğu, dava konusu yazılımın davalının bilgisayarında 1 yıldan fazla kaldığı tespit edildiğinden yıllık kira bedelinin 2 katının uygulanması gerektiği, somut olayda emekli öğretmen olan ve emlakçılık yapan davalının sosyal durumu, yaptığı işe göre programı kullanma oranı, sadece çoğaltma hakkını ihlal etmiş olması, manevi hak ihlalinin bulunmaması, ceza yargılamasında zararı karşılamış olması nedeniyle FSEK’nin 68. maddesindeki tazminatın tek kat olarak uygulanmasının hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle 7.483,50 TL’nin 28/08/2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (3) nolu bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince, 5846 sayılı FSEK’nin 68/1. fıkrası uyarınca, eser üzerindeki hak sahibi sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal ya da rayiç bedel itibariyle uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını isteyebilir. Anılan maddede geçen üç katına kadar artırım seçeneğini kullanım yetkisi davacıya ait olup, mahkeme seçilen talebi değiştiremez. Çünkü, 01.01.1952 tarihinde yürürlüğe giren 5846 sayılı FSEK’nin 68. maddesinin 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun’la değiştirilmesinden önceki düzenleme biçimine göre, eser sahibi mali haklarına tecavüz durumunda mütecavizle bir sözleşme yapılması halinde talep edebileceği mutat bedelin en çok % 50 fazlasını isteyebilmekteydi ve aynı maddenin (5). fıkrasına göre de % 50 artırım koşulu mütecavizin kusurlu olması şartına bağlanmıştı. Söz konusu (5.) fıkra hükmü uyarınca, mütecavizin kusurunun bulunmaması halinde % 50 artırıma hükmedilemeyeceği gibi, tarafların müşterek kusurlu olması durumunda ise hakimin mutat bedelin % 50’sinin altında bir artırım yapmak konusunda da takdir hakkı bulunmaktaydı (Prof. Dr. Halil Arslanlı, Fikri Hukuk Dersleri, 1954 s.218., Prof. Dr. Şafak N. Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Ankara 1988, s.255). Ancak, 5846 sayılı FSEK’nin 68. maddesinin 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun ile değişikliğinden sonraki metninde “mutat bedel” kavramı “rayiç bedel”, “%50 fazlasını isteyebilme” hakkı da “en çok üç katını isteyebilir” olarak değiştirilmiş ve söz konusu artırımın yapılabilmesini kusur şartına bağlayan 68. maddesinin (5.) fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece, mali hakların ihlali halinde eser sahibinin rayiç bedel üzerinden isteyebileceği artırım oranı mütecaviz aleyhine daha da ağırlaştırıldığı gibi bu artırımın kusur koşuluna bağlanması ve tarafların kusur oranlarına göre gerektiğinde % 50’nin altında bir indirim yapmak konusunda hakime tanınan takdir hakkı ortadan kaldırılmıştır (Prof. Dr. Şafak N. Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku Ankara 1998, s.299). Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan 5846 sayılı FSEK’nin 68/1. fıkrasında düzenlenen bu durumda Kanun, rayiç telif ücretinin üç katını mütecavize ödeterek tecavüzün izlerinin tamamen silinmesini sağlamakta, ref’i gerçekleştirmektedir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Dördüncü Bası, İstanbul 2005, s.303). Bu suretle de, hak sahibini zararını ispat külfetinden kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın eser sahibinin sırtında kalmasına engel olmak amaçlanmış, “sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir” diyerek tazminat hesabına açıklık getirilmiştir (HGK 20.03.2002 tarih 176/214 sayılı, HGK 02.04.2003 tarih 260/271 sayılı kararları).
Ancak, öğretide de benimsendiği üzere, 4110 sayılı Kanun’la değişik 5846 sayılı FSEK’nin 68. maddesinin uygulanmasında mütecavizin kusuru aranmamakla birlikte, ortak kusurun varlığı halinde; mahkemece tecavüzün ref’i için alınacak tedbir niteliğini tayin açısından aynı Kanun’un 66/4. maddesi dikkate alınabileceği gibi, belirlenen toplam bedel itibariyle BK’nın 42 ve 43. maddelerinin uygulanması da mümkündür (Prof. Dr. Fırat Öztan, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku, Ankara 2008, s.649 Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2005, s.303).
Bu bilgiler ışığında, mahkemece, BK’nın 43. maddesinin uygulanmasını gerektirir biçimde ortak kusurları bulunup bulunmadığı tartışılmaksızın, emekli öğretmen olan ve emlakçılık yapan davalının sosyal durumu, yaptığı işe göre programı kullanma oranı, sadece çoğaltma hakkını ihlal etmiş olması, manevi hak ihlalinin bulunmaması, ceza yargılamasında zararı karşılamış olması gibi hususları, FSEK’nin 68. maddesindeki tazminatı tek kat olarak uygulanmaya gerekçe yapan kabulü doğru olmadığı gibi, davalının emekli öğretmen olması, emlakçılık yapması ve programın bir çok modülünü kullanabilecek durumda bulunmaması nedeniyle yıllık kiralama seçeneğinin uygulanması da doğru olmamış kararın bu nedenlerle temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.