Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/3211 E. 2013/19564 K. 04.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3211
KARAR NO : 2013/19564
KARAR TARİHİ : 04.11.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.12.2012 tarih ve 2012/491-2012/324 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirkette 1/2 oranında hisselerinin bulunduğunu, 18.07.2012 tarihli genel kurulda şirkete yönetim kurulu üyelerinin atanamadığını, yönetim kurulu başkanı …’ın genel kurul kararı olmaksızın şirketten kendisine aylık bağladığını, şirkete 126.243,58 TL para koymak suretiyle şirketi borçlandırdığını, kimseyi ön muhasebe bürosuna dahi sokmadığını, fiktif muhasebe kayıtları oluşturduğunu, şirket gelir ve kayıtlarının gerçek mali durumu yansıtmadığını, şirkete ait aracı sattığını, kızı ve torununu şirket çalışanı gibi gösterdiğini, personele şirket muhasebesi ile bilgileri kimseye söylemeyecekleri talimatı verdiğini, şüpheli muhasebe işlemlerinin bulunduğunu ileri sürerek davalı şirkete kayyım tayinini, ileride açacakları sorumluluk davasına esas olmak üzere yönetim kurulu başkanının gizlediği gelirlerin, varsa kendine aktardığı paraların, şirketin gerçek mali durumunun tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, davacının kayyım atanması talepli davada ilgisi olmamasına rağmen şahsına ilişkin hususların da tespitini istediğini, şirketin tüm durumunun davacılar tarafından bilindiğini, ortaklığın iyi yönetildiğini, yapılan tüm işlemlerin şirket yararına olduğunu, 2011 yılında yönetim kurulunun ibra edildiğini, …’ın şirket nakte sıkıştığında faiz yükü altına girmemesi için nakit girişi yaptığını, yönetim kurulu başkanının kızının bizzat şirket ortağı olduğunu, şirkette çalıştığını, dolayısıyla SGK primlerinin ödendiğini, torunun da İngilizce bilmesi sebebiyle cüzi bir ücret karşılığı çalıştırılarak sigorta girişinin yapıldığını, yönetim kurulunun seçilememesinin kayyım atanmasını şart kılmadığını, son yönetim kurulunun yetkisinin devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurul toplantısında yönetim kurulunun seçilemediği, ortaklar arasında sürtüşme bulunduğu, organ eksikliğinin mevcut olduğu, kayyım tayininin gerektiği, davacıların bilgi alma ve inceleme taleplerine olumlu cevap verilmediği, tevilli beyanlardan da bu durumun anlaşıldığı gerekçesiyle şirket genel kurulunu toplayarak yönetim kurulunun seçimi için gerekeni yapmak ve bu süreçte geçici olarak yönetim ve temsili sağlamak üzere şirkete kayyım tayinine, bir uzman kişi aracılığıyla davacılara bilgi alma ve inceleme hakkının tanınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-6102 sayılı TTK’nın 437/5 maddesi uyarınca verilen kararların kesin olması nedeniyle davalı vekilinin hükmün (2) nolu bendine ilişkin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin, şirkete kayyım atanmasına dair karara ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin hükmün (2) nolu bendine ilişkin temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin şirkete kayyım atanmasına dair karara ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.