Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/343 E. 2013/19544 K. 04.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/343
KARAR NO : 2013/19544
KARAR TARİHİ : 04.11.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.09.2012 tarih ve 2011/322-2012/157 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, 17.11.1999 tarihinde vadeli olarak Sümerbank A.Ş’nin …Şubesi’ne yatırdığı 30.575 USD parasını, Sümerbank’a BDDK tarafından el konulması ve bankanın TMSF’na devredildilmesi nedeniyle geri alamadığını, daha sonra bankanın Oyakbank ile birleştirildiğini, Oyakbank’ın ise davalı … olduğunu, parasının Efektifbank Off-Shore adlı paravan kıyı bankasına aktarıldığını ve bugüne kadar paranın müvekkiline ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 USD karşılığı 8.949 TL’nin vade sonuna kadar akdi faizi, vade sonundan itibaren 3095 Sayılı kanunun 2/son bendi uyarınca akdi faizden az olmamak üzere temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Sümerbank yöneticileri hakkında İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin mahkumiyet hükmü verdiği ve cezalandırıldıkları nazara alındığında davada haksız fiil sorumluluğunun söz konusu olduğu varsayılsa dahi BK’nın 60. maddesi uyarınca ceza zamanaşımı uygulanacağından ve davanın açıldığı tarihte 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan haksız fiilin 22.12.1999 tarihinde gerçekleştiği kabul edilmekle dava tarihinde zamanaşımı süresi geçtiğinden davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği, taraflar arasındaki ilişki vekalet akdi olarak kabul edildiğinde veya BK’nın 125. maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin bu davaya uygulanabileceği farz edildiğinde dahi zamanaşımının başlangıcı 22.12.1999 tarihi kabul edildiği takdirde 10 yıllık zamanaşımının yine dolduğu, her ne kadar bu tür davalarda mevduat zamanaşımının uygulanacağı Yargıtay içtihatlarında belirtilmiş ise de off-shore hesabına aktarılan paranın mevduat özelliğini kaybettiği, üstelik davacının kendi talimatı ile paranın off-shore hesabına aktarıldığı sonucuna varıldığı ve tüm sürecin ceza yargılaması ile hesap sahiplerinin tamamen bilgisi dahilinde olduğu, bu nedenle Yargıtay’ın bu yoldaki içtihadının benimsenmediği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı taraf Sümerbank …Şubesi nezdinde bulunan mevduatının ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.949 TL’nin tahsili için işbu davayı açmış, davalı taraf davacıya ait mevduatın Efektifbank Off Shore Ltd’de bulunduğunu savunmuş, mahkemece ise, banka yöneticileri hakkında ceza mahkemesince mahkumiyet kararı verildiği gözetilerek bir haksız fiil sorumluluğunun söz konusu olduğu varsayılsa dahi, BK’nın 60. maddesi uyarınca ceza zamanaşımı uygulanacağından haksız fiilin 22.12.1999 tarihinde gerçekleştiği kabul edilmekle dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet akdi olarak kabul edilmesi ya da BK’nın 125. maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanabileceği varsayılsa dahi zamanaşımının başlangıcı olarak kabul edilen 22.12.1999 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar da zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı bakımınan reddine karar verilmiştir.
İddianın ileri sürülüş biçimine ve taraflar arasındaki ilişkinin mahiyetine göre, dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere davacı, mevduatının anılan banka yönetici ve çalışanlarının telkin ve talimatları ile Off Shore hesabına aktarıldığı iddiasındadır. Bu durumda da davanın yasal dayanağını 818 sayılı BK’nın 41, 55 ve 6762 sayılı Yasa’nın 321’inci maddeleri oluşturmaktadır. Emsal uyuşmazlıklarla ilgili olarak davalı aleyhine açılan davalar, davanın erken açıldığı, mevduat sahiplerinin öncelikle Off Shore bankasına karşı takip yapması veya dava açması ve şayet bu yolla alacağını tahsil edemez ve zarara uğrar ise, yukarıda belirtilen Yasa hükümlerine göre davalı banka ve diğer sorumlular aleyhine dava açılması gerektiğine işaret eden Dairemiz içtihatlarına dayalı olarak reddedilmiş, dolayısıyla zararın doğumu alacağın Off Shore bankasından tahsil edilememesi olgusuna bağlanmış ve gelişen süreçte de Kıbrıs’ta kurulan Efektifbank Off Shore Ltd. Şti’nin herhangi bir mal varlığının bulunmadığının emsal dava dosyaları içeriğinden anlaşılması üzerine de Off Shore bankasına takip yapılmadan veya dava açmadan davalı banka ve sorumluları aleyhine dava açılabileceği içtihad edilmiştir. Dosya içeriğinden de davacının Off Shore bankasına daha önce takip yapmadığı gibi dava da açmadığı anlaşılmaktadır. Davacının zararı Off Shore bankası aleyhine girişilen yasal işlemlerin yapılmasından sonra doğacağından davanın zamanaşımına uğradığı savunması dinlenemez. Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın zamanaşımı def’inin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.