YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3557
KARAR NO : 2013/19473
KARAR TARİHİ : 04.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada… 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.12.2012 tarih ve 2011/51-2012/514 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait Akbank… Şubesi’nde bulunan hesabından 13/12/2010 tarihinde ilk önce vadesiz hesaba aktarım gerçekleştiğini, hemen ardından da 3.580 TL ve 21.380 TL’nin dava dışı…hesabına aktarıldığını, müvekkilinin davalıya başvuruda bulunmasına rağmen bir sonuç alamadığını, davalı bankanın güvenlik ek güvenlik tedbirlerini almaması nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu bulunduğunu ileri sürerek toplam 24.960 TL’nin bankadan alınarak müvekkile verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın uluslararası standartlarda kabul gören güvenlik standartlarının bulunduğunu, davacının sözleşmedeki kendi yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı hesabındaki paraların dolandırıcılar tarafından alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sahtecilik işleminin davacıya karşı değil davalı bankaya karşı yapılmış olduğu, ceza dosyasındaki işlem yapan kişi bilgileri ile bunların davacı ile birlikte hareket ettiklerine ilişkin bir soruşturma bulunmadığı ve davacının şifrenin ele geçirilmesindeki kusuru ve özensizliği ayrıca ispat edilmediği gerekçesiyle 24.960 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre,davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalıvekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.278,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04.11.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının internet bankacılığı şifresinin üçüncü kişilerce kullanılması suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabının önce vadesiz mevduat hesabı olarak değiştirilip daha sonra da bu hesaptan yapılan havaleler yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir.
Mahkemece dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve mahkemece de benimsendiği belirtilen raporda, zarara yol açan eylemlerin bizzat davacının bilgisayarından elde olunan ve saklamakla yükümlü olduğu kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, davacının kişisel bilgilerinin bankanın sisteminden ele geçirilmiş olmadığı belirtilmiş, davacıya zararın oluşumunda %20 oranında kusur izafe edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmede davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır. Bu durumda, davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde ve ortaya çıkan zararlı sonuçta kusurlu olduğunun kabulü gerektiği gibi davacının, bankanın opsiyonel olarak sunduğu ek güvenlik önlemlerine itibar etmediği ortadadır. Davacının kişisel bilgilerinin suç teşkil eden bir eylemle elde edilmiş olması sonuca etkili olmayıp ortaya çıkan zararlı sonuçta davacı kişisel bilgilerini saklamakta yeterli özeni göstermemesi nedeniyle, davalı banka ise kusurlu da olsa bilgisayar güvenliğini sağlamakta yetersiz kalan mudilerinin olabileceği gerçeğinden hareketle, kullanıcılar için ek güvenlik önlemlerini zorunlu kılmamış olmaktan ötürü kusurlu sayılmalıdır. Tarafların söz konusu kusur durumunun karar yerinde tartışılıp sonucuna göre davacının davalıdan talep edebileceği meblağın belirlenmesi gerekirken, davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun kararın onanmasına ilişen görüşüne katılamıyorum.