YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/376
KARAR NO : 2013/17679
KARAR TARİHİ : 07.10.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/05/2012 tarih ve 2011/207-2012/96 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada hesabının bulunduğunu, 11/02/2004 tarihinde Şişli 1. İcra Müdürlüğü’nden gönderilen haciz ihbarnamesi üzerine bankaca, tebliğ alınan tarih itibariyle hesapta 3.051.531 TL’nin mevcut olduğunun, başkaca hak ve alacağın bulunmadığının bildirildiğini, 31/05/2004 tarihli yazı ile de kooperatife ait hesapta bulunan 7.363.051,531 TL’ye haciz şerhi işlendiğinin bildirildiğini, bu aşamadan sonra haciz konulan paranın icra dosyasına gönderildiğini, 15/03/2006 tarihinde yatırılan paralarla birlikte kooperatifin hesabındaki meblağın 35.441,25 TL’ye ulaştığını, ancak hesap üzerinde bloke olduğu gerekçesiyle paranın ne müvekkili kooperatife nede icra dairesine ödenmediğini ileri sürerek müvekkilinin hesabında bulunan paranın 15/03/2006 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka reeskont faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankaya haciz konulmasına dair tebliğ edilen haciz ihbarnamelerinden sonra paranın gönderilmesine ya da haczin kaldırılmasına dair icra müdürlüğünden yeni bir yazı gelmediğinden hesaptaki tutar 50.440,75 TL’ye ulaşıncaya kadar hesaba bloke konulduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu işlemin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın icra müdürlüğünce gönderilen haciz ihbarnameleri ile ilgili sorumluluğunun yalnızca ihbarnamelerin tebliğ edildiği tarihteki mevcut miktarla sınırlı olduğu, bu nedenle bankanın bloke koyduğu hesapta bulunan 35.441,25 TL’yi blokenin konulduğu 15/03/2006 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davacıya ödemesi gerektiği gerekçesiyle 35.441,24 TL asıl alacak ile 34.609,37 TL işlemiş faizden oluşan alacağın, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkiline ait paranın 15/03/2006 tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsilini talep etmiş olmasına ve dava tarihine kadar olan işlemiş faizi harçlandırmamış bulunmasına rağmen, mahkemece işlemiş faiz yönünden hüküm kurulması doğru bulunmadığı gibi, avans faizi isteyebilecekken reeskont faizi talep eden davacı yararına talep aşılmak suretiyle avans faizi oranında temerrüt faizine hükmedilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.