YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3886
KARAR NO : 2013/19696
KARAR TARİHİ : 05.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.12.2011 tarih ve 2010/863-2011/826 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalının 01/08/2008 tarihinde taşıma sözleşmesi imzaladığını, taşıma bedelinin 10.800 USD olarak kararlaştırıldığını, borçlu şirketin ilk taksit niteliğinde olan 4.000 USD ödemeyi 26/08/2008 tarihinde yaptığını, kalan 6.800 USD ödemenin ise yapılmadığını, 07/01/2010 tarihinde 2010/1 D. İş sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararı verildiğini, verilen kararın Nizip İcra Müdürlüğü’nün 2010/57 esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, borçlunun işyerinde olan İzmir 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/216 esas sayılı dosyası ile fiili haciz yapıldığını, davalının borcunu kabul ettiğini ve ödeyeceğini beyan ettiğini, ancak davalının geçen zaman diliminde borcu ödemediğini ileri sürerek, icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının yetki itirazının usul ve yasaya uygun olmadığından iptaline, davalı tarafın İzmir 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/216 E. sayılı dosyasında yapılan 13.01.2010 tarihli hacizde borcu kabul anlamına gelecek “işbu borcu 15.01.2010 tarihine kadar süre verin bunu halledeceğim” şeklinde beyanda bulunmuş olması ve dosya içeriğinde mevcut faturalar ve hesap ekstrelerinin taraflar arasındaki akdi ilişkiyi göstermesi birlikte değerlendirildiğinde, davalının Nizip İcra Müdürlüğü’nün 2010/57 E. sayılı dosyasındaki takibe haksız olarak itiraz ettiği gerekçesiyle itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece, dava dilekçesinin davalıya Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebliğ edildiği kabul edilerek, dava davalının yokluğunda neticelendirilmiş ise de tebligat incelendiğinde ilgili maddeye uygun tebliğin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Böylelikle, davada usulüne uygun bir şekilde taraf teşkilinin sağlanmadığı ve davalıya kendini savunma hakkı tanınmadığı görülmektedir.
Anayasa’nın 36, 1086 sayılı HUMK’nın 73 ve 6100 sayılı HMK’nın 27. maddelerinde taraflar dinlenmeden iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalı bakımından taraf teşkili yapılmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şeklinde göre, davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.