YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3951
KARAR NO : 2013/19585
KARAR TARİHİ : 04.11.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/12/2012 tarih ve 2012/139-2012/292 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin müdürü olduğu dava dışı Peyiç Transport Dış Ticaret Ltd. Şti tarafından davalı banka nezdinde bulunan çek hesabından emre yazılı bir çekin keşide edildiğini, çekin emre yazılı olmasına rağmen davalı bankanın hamiline çek düzenleme yetkisi olmadan hamiline çek düzenlendiği gerekçesiyle müvekkili aleyhine Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikâyette bulunduğunu, davalı tarafından yapılan bu yanlış bilgilendirme sonucu müvekkili hakkında 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 7/9 maddesine Muhalefet Suçu’nu işlediğinden bahisle ceza davası açılarak, yapılan yargılama neticesinde beraat kararı verildiğini, bu yargılamanın takibi amacıyla müvekkilinin 250 TL gider avansı ve 3000 TL + KDV vekâlet ücreti ödemek zorunda kaldığını, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmayarak gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle müvekkilinin yargılandığını, kişilik haklarının saldırıya uğradığı ileri sürerek, 4.000 TL maddi ve 2.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın yasal ihbar yükümlülüğü çerçevesinde hareket ettiğini, çekin hamiline düzenlenmediği ve tacir çeki olduğunun açıkça anlaşılabildiğini, Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılması gerekli kontroller yapılmadığı için dava açıldığını, ihbarın sehven yapıldığı hususunun ceza mahkemesine bildirilmesi üzerine davacının beraatine karar verildiğini, vekalet sözleşmesinin tarih içermediğini, manevi tazminatın koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının Peyiç Limited Şirketi’nin müdürü olduğu, ancak çek şirket kaşesi altında İsmet Peyiç’in imzasının bulunduğu, davacının imzasının çekte bulunmadığı, çekin dava dışı bir şirket emrine düzenlendiği, hamiline olmadığı, davalı bankanın davacı hakkında suç duyurusunda bulunulmasında kusurlu olduğu, ancak salt suç duyurusunda bulunulmuş olmasının suçlu olmayı veya aleyhine dava açılmasını gerektirmediği, davacının suçlu olmayıp, isnad edilen suçun yüz kızartıcı bir suç niteliğinde olmadığı, savcılığın bu suç duyurusunu yanlış değerlendirip dava açması halinde, meydana gelen zarar ile illiyet bağının ortadan kalkmış olduğu, olayların normal akışına göre, davalı bankanın böyle bir suç duyurusunda bulunması, savcılığın dava açması, davacının şüpheli duruma düşmesi ve iki celsede davalının da bildirimi ile beraat etmesi sonucunda elem duyması ve ticaret alanında menfi etki yaratmasının pek mümkün görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız şikayetten kaynaklanmakta olup, her ne kadar şikayet hakkı anayasal güvence altında ise de, bu hakkın kullanılabilmesi için ortada delil ve emare bulunması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta, şikayete konu çek, dava dışı Gelişim Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti lehine, emre yazılı olarak düzenlendiği halde, davalı banka tarafından 5941 sayılı Yasa’nın 4/3. maddesi gereğince, hamiline çek defteri yaprağı kullanılmadan hamiline çek düzenlendiği iddiasıyla yapılan şikayet, şikayet hakkının kötüye kullanılması olduğu gibi, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın şikayete istinaden iddianame tanzimi de illiyet bağını koparmaz. Davalı bankanın şikayeti ile Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hatalı işlemi birleşmek suretiyle davacı hakkında dava açıldığından, mahkemece haksız şikayetin varlığının kabulü ile neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.