Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/4384 E. 2013/20147 K. 11.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4384
KARAR NO : 2013/20147
KARAR TARİHİ : 11.11.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.05.2010 tarih ve 2006/784-2010/304 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi temlik alan TMSF vekili ve davalılar … ile … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 16.06.2006 tarihli olağan genel kurul toplantısında şirketi zarara uğratan davalılar hakkında mali sorumluluk davası açılmasına dair denetim kuruluna yetki verildiğini, şirketin eski yönetim kurulu üyeleri ve denetçileri olan davalılalrın TTK’ya aykırı eylemleri nedeni ile şirketi zarara uğrattıkları tespit edildiğini, şirket kasa hesabında ve muhasebe kayıtlarında gözüken ancak fiilen mevcut olmayan 1.024,76 TL’nin gerekli takip yapılmayarak zarara dönüşmesine neden olduklarını, Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin verdiği tedbir kararları hilafına grup şirketi Rumeli Holding A.Ş’ne ticari bir neden olmaksızın 193.250 TL aktarıldığını, bu bedelin tahsil edilemediğini, yine şirketin 2001 yılında Uzan grubunun Kıbrıs’ta mukim bankası İmar Off Shore Ltd’den kullandığı bir kısım kredilerin aynı gün diğer Uzan grubu firmalara ticari bir neden olmaksızın aktarıldığını, alacakların donuk seyrettiğini, tahsilinin mümkün görünmediğini, şirketi bu şekilde zarara uğrattıklarını, ileri sürerek şimdilik 10.000 TL zararın tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile de toplam 275.314 USD ve 193.020,10 TL zararın tahsilini istemiştir.
Davalı … vekili, davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığını, grup şirketleri ile yapılan işlemlerin rutin ve olağan işlem olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … ve … ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçesinde, davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, ibra edildiklerini, grup şirketleri arasında para transferlerinin her zaman yapılabileceğini, savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Davalı … , davanın zamanaşımına uğradığını, şirket denetçiliğinin kendisine kaydi görev olarak verildiğini, kusurunun bulunmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin davacı şirkette denetçi olarak çalışmadığını, denetim kurulu üyeliğine seçildiğinden haberi dahi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirket ile dava dışı grup şirketler arasında para transferi yapıldığı, mevzuatta grup şirketlerin aralarında para alışverişini yasaklayan ve sınırlayan bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle davacı şirketin dahil olduğu grup içinde bulunan başka bir firmaya borç verilmesi nedeni ile kanuna aykırı bir eylemde bulunulduğu hususunun iddia edilemeyeceği, para transferinin ne amaçla yapıldığının dosya kapsamından açıklığa kavuşmadığı, yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler aleyhine dava açılmadan önce esas borçlu hakkında yani yani dava dışı şirketler hakkında borcun takibi için harekete geçilmesi, bunun semeresiz kalması halinde ancak yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler hakkında dava açılabileceği, denetçilerin kusurlu davrandığından söz edilemeyeceği, kasa açığı ile ilgili olarak ise devir tarihinde eski yöneticiler ve denetçiler ile yapılan bir devir tutanağı ve noter tespitinin bulunmaması, sonradan düzenlenen kasa sayım nokasnlıkları hesabının davalıların sorumluluğunu gerektirecek mahiyette hukuki belge olmadığı, gerekçesi ile kasa açığına yönelik alacak talabi yerinde görülmediğinden reddine, sair taleplere ilişkin davanın zamansız açılmış olamsı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, temlik alan TMSF vekili, davalılar … ve … vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava, 6762 sayılı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler ve denetçiler tarafından davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (… Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nın 359. maddesinde düzenlenmiştir.
Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen kusurlu eylemlerden birisi de davacı şirketin ticari bir neden olmaksızın grup şirketlerine para aktarılmasıdır. Davacı şirket ortaklarınca paranın davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır. Üstelik zarar, usulsüz işlem anında gerçekleşmiştir. Dolayısıyla zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması ve ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olması gerekmez.
O halde mahkemece anılan işlem ile zararın gerçekleşmiş olduğu, davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu bulundukları ve yine denetim kurulu üyesi olan davalının sorumluluğunun, bu sıfatının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davalılar … ve … vekilinin mahkemece hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin mahkemece hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılar … ile …’a iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.