Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/4571 E. 2013/20100 K. 11.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4571
KARAR NO : 2013/20100
KARAR TARİHİ : 11.11.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/12/2012 tarih ve 2011/31-2012/449 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortakları iken davalı şirketin diğer ortakları … ve … ile müvekkilleri arasında ortaklıktan ayrılmaya ilişkin sözleşme imzalandığını ve sözleşme gereğince davalı şirketin yapımını üstlendiği Antalya ili…ilçesi … Belediyesi … mevkiinde kain …ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 7 ve 8 nolu bağımsız bölüm iki adet dairenin/meskenin sözleşmeye katılanlarca ¼ er pay itibariyle taksim edildiğini, söz konusu bağımsız bölümlerin davalı şirketin açtığı dava sonunda davalı şirket adına tescil edildiğini, aradan geçen bunca zamana rağmen müvekkillerinin sözleşmede belirtilen paylarının verilmediğini ileri sürerek, müvekkillerinin ¼’er payları karşılığı şimdilik 75.000 TL’nın ihtarname tarihinden itibaren hesaplanacak reeskont faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu dairelerin tapularının şirket adına tescili için şirketçe dava açılarak pek çok masraf yapıldığını, ortaklıktan ayrılma sözleşmesi denilen tarihsiz sözleşmenin TTK anlamında ortaklıktan ayrılma sözleşmesi niteliğinde olmadığını, 1992 yılında kurulan şirketin % 60 payının …’a % 20 payının …’e % 5’erden 20 payının da …, …, … ve …’a ait iken davacıların 1996 yılında şirket ortaklığından ayrıldıklarını, tarihsiz sözleşmeye göre davacıların şirket ortaklığından kaynaklanan nedenlerle bir şey istemelerinin mümkün olmadığından, davacıların herhangi bir masrafa katılmadan ve masraf yapmadan müvekkili şirketin yaptığı onca masrafı görmezden gelerek bu davayı açmalarının usul ve yasaya uygun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davaya konu edilen ve sözleşmede belirtilen dairelerin ¼’er payının karşılığı olan bedellerinin davalı şirket tarafından davacılara verileceğine ilişkin bir hüküm, karar veya defter kaydı bulunmadığı, zaten davalının rızası ile dinlenmiş olan davacı tanıklarının beyanlarından da davalı şirketin davacılara karşı bir yükümlülüğünün olmayıp sözleşmenin, sözleşmeye katılan gerçek kişiler arasında sonuç doğurmak üzere düzenlendiği ve imzalandığının anlaşıldığı, davalı şirketin davacılara bir borcu olduğuna ilişkin yazılı ve kesin bir delili olmayan davacılar vekiline dayandığı yemin delilinin hatırlatılmasına rağmen davacı tarafın yemin delilinden vazgeçtiklerini bildirdiklerinden davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.