YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5572
KARAR NO : 2013/20135
KARAR TARİHİ : 11.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Tuzluca Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/09/2012 tarih ve 03/09/2012 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Groupama Sigorta A.Ş ve Tarsim nezdinde sigortalı, müvekkiline ait meyve ağaçlarının 13.04.2010 tarihinde meydana gelen don olayı sebebi ile zarara uğradığını, sigortalı meyve ağaçlarını incelemeye gelen TARSİM bünyesinde hizmet veren yetkililerin ağaçların meyve döneminde zarara uğramadıkları, zararın çiçeklenme döneminde gerçekleştiğine dair tutanak tuttuklarını, yapılan incelemenin hatalı olmasından dolayı Asliye Hukuk Mahkemesine başvurarak delil tespitinin yapıldığını, bilirkişi raporlarında zararın çiçeklenme döneminde değil, meyve bağlama döneminde gerçekleştiğini net bir şekilde ortaya koyulduğunu ileri sürerek 8.000 TL’nin zarar tarihi olan 13.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Tarsim vekili, 13.04.2010 tarihinde don hadisesi yaşanmadığının meteorolojik veriler ile sabit olduğu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …Ş. vekili, müvekkili açısından açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, meyve dökülmelerinin 14/04/2010 tarihindeki don olayına bağlı olarak gerçekleştiği, sigortalanan parsellerdeki ürün eksilmesinin dondan dolayı olan zarar olduğu ve sigorta kapsamına girdiği, davacı vekili her ne kadar olay tarihini 13/04/2010 olarak belirterek davasını açmış ise de olay tarihinin 14/04/2010 olarak tespit edildiği ve bu hususun olgusal bir durum olduğu, davacının zararının 8137,04 TL olarak belirlendiği ve bu zarara 14/04/2010’dan itibaren işleyecek ticari faiz uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, devlet destekli bitkisel ürün sigorta poliçesi kapsamında meydana gelen don sebebiyle tazminat istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nın 294. ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm bölümünde “davanın kabulüne” şeklinde karar vermekle yetinilmiş, ayrıntısına yer verilmemiştir. Davacının talebinin zararın 13/04/2010 tarihinden itibaren reeskont faizine ilişkin olması ve gerekçeli kararın gerekçe kısmında davanın kabulünden, davacının zararının 14/04/2010 tarihinden itibaren ticari faiziyle verildiğinin çıkarılması gerektiğinin belirtilmiş olması karşısında, gerekçeli kararın usulüne uygun yazılmadığı anlaşılmış, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı Tarsim vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
3- Davalılar vekilinin Groupama Sigorta A.Ş. yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı vekili, vekaletnamesindeki feragat yetkisine dayanarak 10.03.2011 tarihli duruşmada imzasıyla tevsik ettiği beyanları ile davalı …Ş.’ye karşı talebinden feragat etmiştir. Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup, davadan feragat karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Bu durumda mahkemece, davalı …Ş. yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde anılan davalının diğer davalı Tarsim A.Ş. ile birlikte hasardan müteselsilen sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın Groupama Sigorta A.Ş. yönünden bozulması gerekmiştir.
Kaldı ki, 21.06.2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe giren 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile üreticilerin bu kanunda belirtilen riskler nedeniyle uğrayacağı zararların tazmin edilmesi amacıyla tarım sigortaları uygulamasına geçilmiştir. Hangi risklerin teminat altına alınacağı anılan Kanun’un 12. maddesinde açıklanmıştır. Tarım sigortaları, Devlet desteğini zorunlu kılan çok yüksek riskli sigortalar olduğundan, ülkemiz koşulları itibariyle serbest piyasa şartlarında yapılmaları şu an itibariyle mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle tarım sigortalarının yapılabilmesi için kanun koyucu özel bir yapıya ihtiyaç duymuş, ‘Tarım Sigortaları Havuzu’ kurumunu oluşturmuştur. Bu yapının amacı 5363 sayılı Kanun’un 4. maddesinde etraflıca açıklanmış, devamı maddelerinde nasıl çalışacağı, görevleri ve hangi yetkilere sahip olacağı düzenlenmiştir. Kanun’un tamamı değerlendirildiğinde tarım sigortaları ile ilgili sistem, normal sigortalardan oldukça farklılıklar arz etmektedir. Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından sigorta ettirenlerden tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu’na aktarılmaktadır. Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı primler bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘kamu alacağı’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır. Tarım sigortaları düzenlemesinin asıl amacı, üreticilerin zararlarını karşılamak, uzun vadeli gelir istikrarına kavuşmalarını temin etmek, ekonomik ve sosyal bakımından toplumsal katkılar sağlamaktır. Bu yönüyle kamu düzenini ilgilendiren sigorta türü olduğunu söylemek mümkündür.
Tarım sigortalarının işleyişinde temel unsur Tarım Sigortaları Havuzudur. 5363 sayılı Kanunu’nun 9. maddesinde bu Havuzun işletilmesine ilişkin iş ve işlemlerin, Havuza katılan … şirketlerinin eşit oranda pay sahibi olacağı anonim şirket statüsünde kurulacak şirket tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı hükümde tazminat ödemeleri dahil olmak üzere şirketin görevleri sayılmıştır. Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım sigorta sözleşmelerini kendi adlarına akdedecekleri, prim ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Bu Kanun çerçevesinde Havuzu işletmek üzere Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. (TARSİM) kurulmuştur. Somut olayda davacı bu havuzun ortağı olduğu anlaşılan davalı …Ş. ile kayısı mahsulünü kapsayan “Groupama Sigorta Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesi” düzenlemiştir. Anılan sigorta poliçesinden dolayı tazminat ödeme yükümlülüğü, TARSİM A.Ş.’ye aittir.
Bu itibarla TARSİM adına poliçe tanzim eden davalı … şirketine husumet yöneltilemeyeceği gözetilmeksizin işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Tarsim A.Ş. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı Tarsim A.Ş. yararına bozulmasına, (2) nolu bendde açıklanan nedenlerle davalı Tarsim A.Ş. Vekilinin sair temyiz itirazlarının inclenmesine şimdilik yer olmadığına, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davalı …Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı …Ş. yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.