YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6454
KARAR NO : 2013/9429
KARAR TARİHİ : 09.05.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.05.2011 gün ve 2008/812-2011/328 sayılı kararı bozan Daire’nin 10.12.2012 gün ve 2011/14244-2012/20265 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri ile ihbar olunan vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinden …’ın davalı kuruma ait banliyö treni ile seyahat ederken dışarıdan atılan taşın gözüne isabet etmesi nedeniyle sol gözünün görme yeteneğini tamamen kaybettiğini, davalının yolcularını gidecekleri yere salimen ulaştırmakla yükümlü olduğunu, ancak gerekli tedbirleri almadığını ileri sürerek, davacılardan … için 60.000 TL maddi, 120.000 TL manevi, eşi … için 60.000 TL manevi ve oğlu … için 40.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 28.09.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile 87.838,83 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin yolcuların güvenli seyahat etmesi için tüm tedbirleri aldığını, trenin geçtiği güzergahlarda güvenliği sağlama görevinin İçişleri Bakanlığına ait bulunduğunu, manevi tazminat talebinin de fahiş olduğunu savunarak, husumet ve esas yönünden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı … yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davacıların manevi tazminat taleplerinin ise reddine dair verilen karar, taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez taraf vekilleri ile ihbar edilen vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dava, taşıma sözleşmesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın İçişleri Bakanlığı’na ihbarına karar verilmiş, daha sonra yapılan yargılama sonucunda da dava kısmen kabul edilmiştir. Mahkemece dava dışı ihbar edilen aleyhine hüküm kurulmadığı gibi, ihbar edilen tarafından davaya davalı yanında fer’i müdahale talebinde de bulunulmamış, davayı ihbar edenin yerine geçildiği de bildirilmemiştir. Hatta mahkemece kurulan hüküm ihbar edilen vekilince temyiz de edilmemiştir.
Bu durumda ihbar edilen vekilinin karar düzeltme isteminde bulunmasında hukuki yararı olmadığından, ihbar edilen vekilinin karar düzeltme dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Taraf vekillerinin karar düzeltme itirazlarının incelenmesine gelince; Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Ancak davacılar vekilince sunulan ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmamış, yargılama sırasında sunulan ve hem maddi hem de manevi tazminat talebine avans faizinin uygulanmasını istediği 16.03.2009 tarihli dilekçesine karşı, davalı vekilince iddianın genişletilmesine muvafakatlerinin bulunmadığı bildirilmiştir. 28.09.2010 tarihli ıslah dilekçesinde ise sadece maddi tazminat talebi için avans faizi talebinde bulunulmuştur.
Bu durumda Dairemiz bozmasının 3 numaralı bendinde yer alan, davacılar tarafından ticari işlerde uygulanan türden temerrüt faizi talep edilebileceğine dair gerekçeler yerinde ise de, somut uyuşmazlıkta davacılar vekilince gerçekleştirilen dava ve ıslah dilekçesi süreci nedeniyle, bu türden temerrüt faizi sadece “maddi” tazminat talebi için istenebilecek hale gelmiştir. Bu nedenle Dairemiz bozmasının 3. bendinde yer alan, davacılar lehine takdir edilen “manevi tazminata” uygulanacak temerrüt faizinin, ticari işlerde uygulanan temerrüt faizine göre belirlenmesi gerektiği gerekçesi doğru olmamıştır. Diğer bir deyişle hem davacılar vekilinin hem de davalı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazları yerinde olup, Dairemiz bozma ilamının 3. bendinde yer alan gerekçelerin bozma ilamından çıkarılarak, yerel mahkeme kararının açıklanan bu gerekçelerle bozulması gerekmektedir.
Bu durum karşısında taraf vekillerinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 10.12.2012 tarih ve 2011/14244 E. 2012/20265 K. sayılı kararından 3 numaralı bendin çıkarılarak, yerel mahkeme kararının anılan bent yerine 3 numaralı bent olarak açıklanan bu gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihbar edilen vekilinin karar düzeltme dilekçesinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer karar düzeltme itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 10.12.2012 tarih ve 2011/14244 E. 2012/20265 K. sayılı bozma kararından 3 numaralı bendin çıkarılarak, yerel mahkeme kararının 3 numaralı bent olarak açıklanan bu gerekçelerle BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, ihbar olunan harç ve cezadan muaf olduğundan harç ve ceza alınmasına mahal olmadığına, 09.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.