Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/7314 E. 2013/9900 K. 14.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7314
KARAR NO : 2013/9900
KARAR TARİHİ : 14.05.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.04.2011 gün ve 2009/336-2011/207 sayılı kararı bozan Daire’nin 18.01.20013 gün ve 2012/298-2013/1061 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1994 yılında … isimli şirketi kurduğunu ve Akpınar ibaresini “AKPINAR A ŞEKİL”, “AKPINARLAR A ŞEKİL”, “AKPINAROVA ŞEKİL” ve “A OVAAKPINAR” gibi değişik şekillerde tescil ettirdiğini, davalının müvekkilinin markası ile ayırt edilemeyecek ölçüde benzeri olan “… AKPINAR EZİNE” markasını kendi adına ve müvekkilinin markası ile aynı sınıf emtilar için tescil ettirdiğini, davalı markasında bulunan “Ezine” ibaresinin, peynir ve peynir ürünleri için kullanılan bir cins adı ve … ilinin bir ilçesi olduğundan 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesine aykırı bir marka olduğunu, davalının tescil ettirdiği markada “Akpınar” ibaresini öne çıkararak müvekkilinin tüketici kitlesinden haksız olarak yararlandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirket adına TPE nezdinde 2006/10856 tescil numarası ile kayıtlı, “… AKPINAR EZİNE” markasının sicilden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinini, davalının marka haklarına ve haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil eden hareketlerinin men’i ile ref’ini, 5.000.00 TL maddi ve 30.000.00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin Ezine yöresine has peynir üretimini “… Akpınar Ezine” markası ile tescil ettirip, piyasaya bu şekilde sunduklarını, markanın davacıya ait marka ile karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacı vekilince “Akpınar” markasının kullanım şeklini gösterir belgelerin ibraz edilmediği, davalı markasında bulunan ve coğrafi kaynak belirten “Ezine” ibaresinin markanın tali unsuru olduğu, markalar aynı malları kapsamakla birlikte davalı markasının esaslı unsuru olan “…” ibaresi nedeni ile, markalar arasında aynılık veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olmadığı, davacının “A Akpınar” markası kapsamındaki ürünleri “Ova sözcük+şekil” markası ile ticaret alanına sunduğundan, markaların fiilen halk tarafından karşılaştırılma ve ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı, davalı markası tescilli marka olup, TTK hükümlerine göre de kullanılmasının haksız rekabet teşkil etmediği, davacının davalı tarafından ihlal edilen mali ve manevi haklarının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davalıya ait markanın hükümsüzlüğü ve markaya tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davacı taraf, ‘AKPINAR’ esas unsurlu markalarının olduğunu, davalı adına tescilli ‘… AKPINAR EZİNE’ ibareli markasının bulunduğunu, özellikle ‘A AKPINAR’ ibareli markasıyla iltibasa neden olduğunu ileri sürerek, davalı markasının 556 sayılı KHK’nin 7/1-b, 8/1-b ve 7/1-c maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini de istemiştir. Davacının 27.01.2004 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde 29., 30 ve 32 sınıf emtiada kullanılmak üzere ‘A AKPINAR’ ibareli markasını adına tescil ettirdiği, birden ziyade ‘AKPINAR’ ibareli markasının bulunduğu, davalı markasının da 20.03.2006 tarihinden geçerli olacak ve 29. sınıf emtiayı kapsar şekilde ‘… AKPINAR EZİNE’ ibareli olarak 31.03.2007 tarihinde tescil edildiği ve hükümsüzlük davasının süresinde açıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı taraf, hükümsüzlük isteminde kendisine ait markalar ile davalı markasının 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca benzer bulunduğunu, karışıklığa neden olacağını ve bu nedenle hükümsüzlüğünün gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkemece, davacının 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesine yönelik iddiaları, tescilli ‘A AKPINAR’ ibareli markasını tescil ettirdiği emtiada kullanmadığı, ‘OVA+Şekil’ ibareli markasıyla ticaret alanına sunduğu, markaların fiilen karıştırma ve ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle dikkate alınmamıştır. Ancak, bu değerlendirmeler dosya kapsamına uygun olmadığı gibi 556 sayılı KHK’nin hükümleriyle de bağdaşmamaktadır.
556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi hükmü uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescili için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal ve hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa, marka sahibinin tescile itirazı üzerine başvurunun reddine karar verilir. Tescil edilmesi halinde de koşulları oluştuğunda anılan KHK’nın 42. maddesi uyarınca hükümsüzlüğü talep edilebilir.
İltibasın tespitinde, markaların farklılığından ziyade benzer kısımlarının değerlendirilmesi önemlidir. Marka hakkının ihlalinden söz edebilmek için, iltibas tehlikesi gerekli ve yeterlidir. Bu ihtimalin gerçekleşebilir olması önemlidir. Bunun tespitinde ortalama alıcılar dikkate alınacaktır. 556 sayılı KHK’nın 8/1-b ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüzlük davası açılabilmesi için, davacı markasının tescilli olması gerekli ve yeterlidir. Öte yandan, hükümsüzlüğü istenen markanın sicilde tescil olunduğu işaretin iltibasa yol açıp açmadığı hususu dikkate alınacağından; dava konusu marka yerine başka bir markanın fiilen kullanılıp kullanılmadığı hususunun hükümsüzlük dairesi bakımından bir önemi de bulunmamaktadır. Hükümsüzlük incelemesinde de markaların TPE sicilinde tescil edildiği şekli ile karşılaştırma yapılması gerekmektedir.
Bu durum karşısında, davacının adına daha önce tescil edilen ‘A AKPINAR’ ibareli marka ile davalı adına sonradan tescil edilen ‘… AKPINAR EZİNE’ ibareli markanın esaslı unsurunun ‘AKPINAR’ olduğu, davalının bu ibareye özel bir isim ile yer adı eklemesinin ortalama tüketici nezdinde dava konusu markaya yeterli ayırt edicilik sağlamayacağı, ‘AKPINAR’ esaslı unsuru dikkate alındığında taraflar arasında ekonomik veya idari bağlantı bulunduğu ihtimali de dahil olmak üzere iltibas tehlikesi doğuracağı,
dikkate alınarak, davalı markasının 556 sayılı KHK’nın 8/1-b ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle bu istemin reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle de davacı yararına bozulması gerektiğinden davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 18.01.2013 Tarih, 2012/298 Esas-2013/1061 Karar sayılı bozma ilamının 1. bendinin ortadan kaldırılmasına ve kararın bu bentte açıklanan gerekçe itibariyle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 18.01.2013 tarih, 2012/298 Esas, 2013/1061 Karar sayılı bozma ilamının (1.) bendinin kaldırılmasına, Dairemiz kararının (2.) bendin de yazılı bozma nedenine ek olarak (1) nolu bendinde de açıklanan bu gerekçe itibariyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.