Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/7739 E. 2013/21319 K. 25.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7739
KARAR NO : 2013/21319
KARAR TARİHİ : 25.11.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.11.2012 tarih ve 2012/173-2012/382 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sahibi olduğu iki adet soğutuculu kamyonu ile davalı şirketin ürünlerini bayi ve müşterilere nakliye/teslim yaptığını, bu sözleşmenin 10 yıl sürdükten sonra karşılıklı anlaşma yoluyla feshedildiğini, sözleşme sebebiyle hiçbir borç ve alacak bulunmadığını, sözleşmenin sona ermesini müteakip müvekkilinin bu kez Şeker Piliç firması ile çalışmaya başladığını, bunu belirleyen davalı şirketin bir ihtar keşide ederek davacının son yıl nakliye hakedişleri toplamı olan 98.822,06 TL talep ettiğini, talebi kabul etmediklerine ilişkin cevabi ihtarlarına rağmen davacı aleyhine rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, cezai şartın yargılamayı gerektirdiğini, sözleşmede rekabet yasağı diye adlandırılan maddenin de geçersiz olduğunu, üstelik rehin sözleşmesi yapılmasındaki amacın nakliye-taşıma faaliyetinde oluşacak rizikoları teminat altına almak olduğunu, cezai şart alacağı için rehnin paraya çevrilemeyeceğini, davacının iki kamyonu ile davalıya haksız rekabet edemeyeceğini, nakliye işinde kullanılan kamyonlarda davalı şirkete ait yazı reklam logo vs. bırakılmadığını, Şeker Piliç’e ait marka logo ve yazıların yapıştırıldığını ileri sürerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, araçlardaki rehinlerin kaldırılmasına, yapılan takibin iptaline, davalının haksız takip tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının on yıldır süren sözleşmeyi haklı sebep göstermeden feshettiğini, sözleşme süresince davalının tüccar-plasiyer olarak çalıştığını, sonra da aynı sektörde faaliyet gösteren Şeker Piliç A.Ş. ile çalışmaya başladığını, çalışma prensibi olarak davacının bir bölgede davalıya ait ürünlerin pazarlamasını yaptığını, iş karşılığında davacının yüksek sayılabilecek bir ücret/prim aldığını, davacının doğrudan müşteri ile irtibat halinde olduğunu, davalının bu tür pazarlamacılara bağımlı hale geldiğini, bu sebeple rakip firmaların bu tür tüccar-plasiyerleri elde ederek piyasada yer alma çabasına girdiklerini, bu durumların taraflarca imzalanan sözleşmede düzenlendiğini, sözleşmenin feshinden sonra bir yıl için rekabet yasağı getirildiğini, aksi halde son bir yıllık hakediş kadar cezai şart öngörüldüğünü, teminatın aynı zamanda cezai şartların tahsilini de güvence altına aldığını, davalının sözleşmeyi sebepsiz feshederek onlarca müşterisi ile irtibatının kopmasına neden olduğunu, marka itibarını da zedelediğini, müşteri portföyünün başka firmalar eline geçmesine neden olduğunu savunarak davanın reddini, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının işveren durumunda ve davacının da hizmet sağlayan kişi konumunda olduğu davacının çalışma hürriyetini bu ölçüde kısıtlayıcı bir rekabet yasağı kabul edilemeyeceği, sözleşmenin feshini takip eden bir yıl içinde uzun süredir yapmaya devam ettiği işi yapmasını engellemenin, davacının ekonomik mahvına da neden olabilecek boyutta olduğu, ekonomik ve ticari anlamda güçlü konumda olan davalının tek taraflı olarak dayattığı her hususun geçerli kabul edilemeyeceği,sözleşmenin bir hizmet sözleşmesi olduğu da nazara alınırsa, davalıdan basiretli tüccar davranışı beklenmemesi gerektiği, sözleşmede öngörülen cezai şart hükmünün, haksız şart niteliğinde olup iş ve çalışma hürriyeti başta olmak üzere temel hukuk ilkelerine aykırı olduğundan geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, alacağın yargılamayı gerektiği gerekçesiyle davalı aleyhine haksız takip tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.832,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.