Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/8843 E. 2013/22481 K. 10.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8843
KARAR NO : 2013/22481
KARAR TARİHİ : 10.12.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 52. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/01/2013 tarih ve 2011/168-2013/15 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirkete gönderdiği talimat üzerine yüklenen konteyner muhteviyatı emtianın müvekkili firmaya ait 31.12.2010 tarihli konşimento kapsamında İstanbul limanı’ndan Libya’nın Misurata Limanı’na taşınarak 12.01.2010 tarihinde tam ve eksiksiz olarak tahliye edildiğini, ancak emtianın alıcı firma tarafından teslim alınmadığını belirterek konteynerin liman sahasında beklediği 70 günlük süre için tahakkuk eden 640,00.USD demoraj ücretinin ve konteynerin iade edilmemesi sebebiyle 5.500,00.USD konteynır bedeli olmak üzere toplam 6.140,00.USD’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Libya’da uzun zamandır devam eden iç savaş ve ayaklanma sebebiyle gönderilen firmanın emtiaları teslim alamadığını, bu durumun tamamen mücbir sebepten kaynaklandığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin kırkambar sözleşmesi olduğu, taşıma konusu konteynırın 12.01.2011 tarihinde gemiden tahliye edildiği, davalı taşıtanın oluşan demuraj ücretlerinden sorumlu tutulabilmesi için yükün tahliye limanında gönderilen tarafından teslim alınmadığının taşıtana ihbar edilmiş olması ve bu halde yükün tahliye limanına tevdisi gerekmekte olup bu ihbarın yapıldığının davacı tarafça ispat edilemediği, yükün tahliye edildiği 12.01.2011 tarihinden itibaren makul süre içerisinde gönderilen tarafından teslim alınması mümkün olup, davalının iç karışıklık olduğu yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen taşıma sözleşmesi kapsamında demoraj alacağı ve konteynır bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, yargılama aşamasında davalı tarafça, yurtdışında bulunan gönderilenin Libya’da uzun zamandır devam eden iş savaş ve ayaklanma sebebiyle malı teslim alamadığı, bu durumun mücbir sebep sayılacağı savunulmuş, bunun dışında bir savunma sebebi ileri sürmemiş, mahkemece davalı tarafça ileri sürülmeyen mülga 6762 sayılı TTK’nın 1057/2 maddesi gereğince taşıyanın gönderene ihbarda bulunmamış olması nedeniyle aynı Yasa’nın 1081. maddesi gereğince talepte bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, HMK’nın 25. maddesi gereğince kanunda gösterilen istisnalar dışında hakim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Taraflarca getirilme ilkesinin sonucu olarak hakim, tarafların ileri sürmediği vakıaları kendiliğinden araştıramaz. Davacı talep sonucunu haklı gösterecek vakıaları mahkemeye sunmalıdır. Davalı ise, savunmasında dayandığı itiraz ve defileri haklı gösterecek vakıa ve delilleri ileri sürmelidir. Taraflarca getirilme ilkesinin istisnaları kamu düzenini ilgilendiren davalar olup, bu davalarda kendiliğinden araştırma ilkesi uygulanır.
Bu durumda, somut olayda davalı tarafça malın gönderilen tarafından teslim alınmadığının kendisine ihbar edilmediği, bu nedenle de taşıyıcının demoraj alacağı ve konteynır bedeli talep edemeyeceğine ilişkin ileri sürdüğü bir savunması olmadığına ve ayrıca konişmento üzerinde demuraj sürelerinin açıkça belirtilmiş olması ve demoraj süresinin ihtardan sonra başlayacağına dair bir kaydın da bulunmamasına rağmen, mahkemece, ileri sürülmeyen bir vakıanın resen gözönüne alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.