YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9425
KARAR NO : 2014/13632
KARAR TARİHİ : 11.09.2014
Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 26/02/2013 tarih ve 2012/512-2013/109 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05/09/2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket temsilcileri tarafından parasını istediği an geri alabileceği ve yüksek oranda kar verileceği vaadiyle davalılara verdiğini, davalıların yasalara aykırı şekilde müvekkilinden para tahsil ettiklerini, müvekkilinin ortak olma iradesinin bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin ortak olmadığının tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 77.465.62 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının davalı şirketin ortağı olduğunu, ortağın sermaye olarak koyduğu parayı istemesinin mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafa ihtaratlı ara kararında bilirkişi masrafının yatırılması için 3 haftalık kesin süre verildiği ve sürenin sonuçlarının hatırlatıldığı, verilen ara kararının açık ve her türlü tereddütten uzak olduğu gerekçesiyle, ispat olunamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle ispatlanamadığından reddedilmiş olmasına rağmen davalılar lehine üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemişse de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
…/…
-2-
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, hüküm fıkrasının 3. bendinde yer alan “Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan göre hesaplanan 1.320,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine” bendinin çıkarılarak yerine, “Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan göre hesaplanan 8.247,20 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine” bendinin eklenerek hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 11/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.