YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10854
KARAR NO : 2014/17727
KARAR TARİHİ : 17.11.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …..Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/11/2012 tarih ve 2008/143-2012/228 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin denizcilik sektöründe faaliyet gösterdiğini, TPE nezdinde tescilli “….” ibareli markaları bulunduğunu, davalının “….” ibaresini ticari matbu evrak ve tanıtım malzemelerinde, ticari unvanında ve ”…” adlı internet sitesinde kullanarak müvekkilinin tescilli markalarına tecavüz ettiğini, davalının eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek davalının markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, ”…” adresinin erişime kapatılmasını, “….” ibaresinin davalının ticaret unvanından silinmesini, 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 1994 yılında “…” adını, 1997 yılında da “…” unvanını kullandığını, ve davacının kendisinin tanınmışlığından faydalanmak istediğini; davacının deniz taşımacılığı ve gemi sektöründe kendisinin ise kara taşımacılığı sektöründe faaliyette bulunduğunu ve bu durumun karıştırılmaya sebebiyet vermeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ”…” ibareli markaları bulunduğu, davalının ”….” alan adında ve araçlarının üzerinde davacının tescilli markaları ile karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzer ibareleri izinsiz olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, davacının ticaret unvanının daha önce tescil edilmesi nedeniyle tescilde öncelik ilkesi nedeniyle TTK m. 47/2 ve 52 gereği kazanılmış hakkı bulunduğu, her iki ticaret unvanında vurgulayıcı unsurun “…” kelimesi olduğu, davalının, “…” kelimesine ayırt edici nitelikte yeni bir ek yapmadan “…” ibaresini kullanmasının iki ticaret unvanı arasında iltibasa yol açabileceği, bu nedenle davalının ticaret unvanından “…” kelimesinin TTK m. 54/1 uyarınca terkin edilmesi gerektiği, davacının yoksun kaldığı kazancın tazminini 556 s. KHK m. 66/c hükmü kapsamında yani örnek bir lisans bedeli esas alınarak hesaplanmasını istediği, ancak tazminat hesabı konusunda esas alınabilecek emsal bir lisans sözleşmesinin dosya kapsamında bulunmadığı, bilirkişi raporunda sektör bilirkişisince böyle bir davada esas alınabilecek lisans bedelinin 25.000-30.000 TL arasında olabileceğinin belirtildiği, davacının maddi tazminat talebinin bu değerler altında kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 802,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.