Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/10887 E. 2014/17703 K. 17.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10887
KARAR NO : 2014/17703
KARAR TARİHİ : 17.11.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/07/2012 tarih ve 2010/50-2012/245 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketçe daha önce 28/11/2006 tarih ve ….tescil nolu “…” ibareli markanın tescil edildiğini, ancak açılan dava sonucunda bu markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, aynı şekilde davalı şirket tarafından 2007 35247 nolu “….” ve 2007 67078 nolu “…” ibareli marka başvurularına yapılan itirazın TPE tarafından kabul edilerek başvuruların reddine karar verildiğini, bütün bunların yanında davalı şirket tarafından 04/12/2006 tarih ve 2006/58949 tescil nolu “…” ibareli markanın tescil edildiğini ve davalının kötü niyetli olduğunu, “….” ve “…” ibarelerinin uzun yıllardır müvekkili tarafından kullanıldığını, markanın tanınmış marka haline geldiğini ileri sürerek davalı şirket adına tescilli 04/12/2006 tarih ve 2006 58949 tescil no’lu “…” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının “…” markasının tanınmış marka olduğu, davalı adına tescil edilen ve hükümsüzlüğü istenen marka ile davacının ticaret ünvanının aynı ibareden oluştuğu, aynı/benzer sektörde faaliyet gösteren davalı tarafından davacı markası ile aynı ibarenin marka olarak tescil ettirmesinin iyi niyetli olmadığı, gerçek hak sahipliğinin davacıya ait olduğu gerekçesiyle 556 sayılı KHK’nın 42/1-b hükmü uyarınca davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.