YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12222
KARAR NO : 2014/14425
KARAR TARİHİ : 24.09.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.06.2013 tarih ve 2011/631-2013/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinde bulunan 8.313,87 TL parasının internet bankacılığı aracılığıyla önce müvekkilinin … Bankası … Şubesi’nde bulunan maaş hesabına aktarıldığını, ardından da 7.840,00 TL’nin Türkiye … Bankası’nda bulunan hesaba gönderildiğini, arta kalan ve maaş hesabında bulunan para ile de 500.00 USD alındığını, Türkiye … Bankası’na aktarılan paranın başka şahıslarca çekildiğini, yapılan bu işlemlerden müvekkilinin 2 gün sonra davalı bankanın işlemden şüphelenerek müvekkilini aramasıyla haberdar olduğunu, müvekkilinin olay günü ya da önceki günlerde internet hesabını hiç kullanmadığını, internet bankacılığı kullanılırken müvekkilinin telefonuna şifre gelmesi gerekirken böyle bir şifrenin de gelmediğini, müvekkilinin davalı banka şubesinde bulunan parasının müvekkilinin haberi olmaksızın başka bir hesaba aktarıldığını, davalının internet bankacılığı konusunda gerekli güvenlik önlemi almadığını ileri sürerek, 7.840,00 TL’nin 29.4.2011 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin gerekli güvenlik önlemlerini aldığından herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, internet bankacılığı sistemini kullanan davalı bankanın, müşterilerinin hesaplarının korunması konusunda basiretli bir tacir ve güven kurumu olmasından kaynaklanan objektif özen borcunu yerine getirmediği, gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı, uyguladığı güvenlik tedbirlerindeki eksikliklerden dolayı davacının hesabındaki paranın dava dışı şahıslarca internet bankacılığı yoluyla davacının hesabından başka şahsın hesabına EFT yapılmak ve daha sonra da çekilmek suretiyle davacının zarara uğratıldığı, eylemlerin gelişim biçimi itibariyle davalı bankanın kusurlu olup, en hafif kusurundan dahi sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne ve 7.840,00 TL’nin 29.4.2011 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacının hesabından internet bankacılığı işlemleri ile çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun’un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2’nci madde hükmünde ticari işler için temerrüt faizi olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilınesi talebinde bulunması karşısında mahkemece de taleple bağlı kalınmak suretiyle alacağın değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak, 3095 sayılı Yasa’nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 yasal faiz oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa’nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında temerrüt faizi istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı avans faizi oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme yetkisinin Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa’nın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi reeskont faizi istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa’nın l’inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin Merkez Bankası’nın reeskont işlemlerinde uyguladığı iskonto oranı olup, Merkez Bankası’nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre yukarıda da belirtildiği üzere talep gibi reeskont faizine hükmedilınesi doğru ise de, infazda tereddüt oluşturabileceği gözetilerek mahkemece açıkça alacağın avans oranını aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline şeklinde hüküm kurulması gerekirken anılan hususun göz önünde bulundurulmaması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “….değişen oranlarda reeskont faizi yürütülmesine” ibaresinin çıkarılarak yerine “…. avans faizini aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faizi yürütülmesine” ibaresinin eklenilmesi sureti ile kararın temyiz eden davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.