Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/12589 E. 2015/9272 K. 15.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12589
KARAR NO : 2015/9272
KARAR TARİHİ : 15.09.2015

MAHKEMESİ : KONYA (KAPATILAN) 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/04/2014
NUMARASI : 2012/275-2014/167

Taraflar arasında görülen davada Konya (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/04/2014 tarih ve 2012/275-2014/167 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/09/2015 günü hazır bulunan asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili Av. F.. Ö.. ile asıl davada davalı birleşen davada davalı vekili Av. F.. L.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-birleşen davada davalı E.. A.. vekili, davalı ile 30.09.1992 tarihinde acentelik sözleşmesi imzaladıklarını, poliçelerden tahsil edilen primlerin ödenmemesi nedeniyle sözleşmeyi feshettiklerini, davalının 183.960 TL borcu bulunduğunu, ipotek teminatı dışında kalan 13.960 TL kısım için ilamsız takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davanın ise reddini istemiştir.
Asıl davada davalı-birleşen davada davacılar vekili, icra takibinden önce borcu ödediklerini savunarak, asıl davanın reddini istemiş, birleşen davada ise sigorta şirketine ödemeleri zamanında yaptıkları ileri sürerek, borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, asıl davada davalı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığı, icra dosyasına ödeme yapılarak takibin kapatıldığı, itirazın iptali davasının konusuz kaldığı, B. C. hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan ceza davası açıldığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 29.01.2014 tarihi itibariyle kesinleştiği, ceza dosyasındaki bilirkişi raporuna göre 183.920,48 TL’nin sigortaya ödenmediği, böylece bu miktarda sigorta şirketine borcun bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, asıl davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı- birleşen davada davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, acentelik sözleşmesinin feshinden kaynaklanan itirazın iptali, birleşen dava acentelik sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davada ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığı, icra dosyasına ödeme yapılarak takibin kapatıldığı, itirazın iptali davasının konusuz kaldığı gerekçesiyle, karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada ise davalı B. C. hakkında güveni kötüye kullanmak suçundan mahkumiyet kararı verildiği, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda davalının 183.920,48 TL borcunun olduğunun belirlendiği gerekçesiyle, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, asıl davada davacı sigorta vekili acenteden 183.960 TL alacakları olduğunu, 170.000 TL yönünden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptıklarını, bakiye kısım için ise ilamsız takip yoluna başvurduklarını, davalı şirketin takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, ilamsız takip yönünden itirazın iptalini talep etttiği halde, mahkemece ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip dava konusuymuş gibi, icra takibi sırasında borcun ödendiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece asıl davanın konusunun ipotek kapsamı dışında kalan alacağın tahsili amacıyla yapılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali davası olduğu nazara alınarak, davalının borcun ödendiğine ilişkin savunmaları incelenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, asıl davada davalı vekilinin yargılama giderine ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
3- Öte yandan, kabule göre birleşen davada davalı B. C.’ın güveni kötüye kulanmak suçundan mahkum olduğu, ceza dosyasına göre sigorta şirketinin alacaklı olduğu gerekçesiyle, birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar CMK’nun 223. maddesinde belirtilen hükümlerden değildir. Davayı sonlandıran ve uyuşmazlığı çözen karar olmadığı için sanık hakkında hukuki sonuç doğurmaz. Ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş mahkumiyet bulunmadığından 818 Sayılı BK’nun 53. maddesine göre hukuk hakimini bağlamaz.(Bkz.CGK’nun 13.05.2011 gün ve 2011/79 karar, HGK’nun 01.02.2012 gün ve 2012/30 karar sayılı ilamları) Ayrıca, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş ise de, anılan rapor tarafların iddia ve savunmaları ile itirazlarını karşılamaktan uzaktır.
Bu itibarla, mahkemece içinde sigorta konusunda uzman kişininde bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak, taraflar arasındaki prim borcunun ne kadar olduğu belirlenerek, iptal edilen poliçelere ve mükerrer tahsile ilişkin itirazlar değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle asıl davada davalı-birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı-birleşen davada davacılar vekilinin yargılama giderine ilişkin temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl davada davalı-birleşen davada davacılara iadesine, 15/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.