YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13995
KARAR NO : 2015/10399
KARAR TARİHİ : 13.10.2015
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY (KAPATILAN) 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/12/2013
NUMARASI : 2011/403-2013/527
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy (Kapatılan) Mahkemesi’nce verilen 12.12.2013 tarih ve 2011/403-2013/527 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13.10.2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. M.. K.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin, hisselerinin bir kısmı halka açık olan davalı şirketin ortakları olduklarını, 21.10.2003 tarihinde iflas etmiş olan G. M. BV adlı şirketin, 2004 yılında davalı şirket ile İngiliz menşeili dava dışı şirket tarafından %50’şer hisse ile satın alındığını, daha sonra yabancı şirkete ait olan bakiye %50 hissenin de davalının 18.12.2007 tarihli yönetim kurulu kararına dayalı olarak satın alındığını, ancak hisse devrine ilişkin genel kuruldan önceden alınmış bir yetkinin bulunmadığını, davalı şirket yönetiminin ne satın alınan firmanın faaliyet ve mali yapısı ile finansal tabloları ne de söz konusu alımdan ne gibi kazançlar beklenildiği hususlarında şirket ortaklarını aydınlatmadığını, oysa G. M. BV’nin özsermayesinin ekside olduğu gibi zarar da ettiğini, şirket sermayesinin arttırımı ile sağlanan kaynağın tamamına yakınının bu alım için kullanıldığını, davalı şirketin bir pazarlama ve satış şirketi olmayıp A. A.Ş. tarafından pazarlanan B. markalı ürünleri fason üreten bir şirket olduğunu, G. M. BV’nin %50 hissesinin satın alınmasının davalı şirketin ve onun küçük ortaklarının çıkarına değil yöneticileri hemen hemen aynı olan ve davalı şirketin de hakim ortağı durumunda bulunan A. A.Ş.’nin çıkarına bulunduğunu, davalı şirketin 05.12.2008 tarihli yönetim kurulu kararı gereğince şirketin 348.000.000 TL’ye çıkarılmış olan sermayesinin 130.000.000 TL’lik bir artış ile 478.000.000 TL’ye çıkarıldığını ve ortakların yeni pay haklarının kısıtlanarak 130.000.000 TL’lik artışı temsil eden payların tamamının A. A.Ş.’ne tahsis edildiğini, 2008 faaliyet yılı içinde yönetim kurulu tarafından yapılan tüm muamelelerin temel gayesinin hakim ortak durumunda bulunan ve yöneticileri hemen hemen aynı olan A. A.Ş. lehine haksız menfaat temin etmek olduğunun görüldüğü, buna rağmen 25.03.2009 tarihinde yapılan genel kurulda şirket yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerinin ibrasına karar verildiğini, bu kararın Sermaye Piyasası Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu hükümlerine, şirket anasözleşmesine ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı bulunduğunu ileri sürerek, yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin ibra edilmelerine ilişkin alınan genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafça ileri sürülen G. M. BV şirketinin devralınmasının iptali talep edilen ibra kararlarının konusu ile ilgili bulunmadıklarını, zira bu şirketin %50 hissesinin devralınmasına ilişkin işlemlerin 2007 yılında tamamlandığını, 2008 yılı faaliyetleri ile ilgili bulunmadığını, toplantının TTK’nun ilgili hükümlerine ve anasözleşmeye uygun olarak yapılıp iptali istenilen kararın yeterli nisap ile alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın iptal talebini iki temel nedene dayandırdığı, bunlardan ilkinin daha önce %50 hissesi satın alınmış olan G. M. BV şirketinin kalan %50 hissesinin satın alınması işlemi olduğu, bu işlemin 2007 faaaliyet yılı içinde tamamlandığı ve 2007 yılı faaliyetlerinden dolayı şirket yöneticilerinin ve denetçilerinin ibra edildikleri, bu kararın iptali talebinin ayrı bir davanın konusunu oluşturabileceği, diğer nedenin ise şirket yönetim kurulunca 348.000.000 TL olan sermayesinin 130.000.00 TL arttırılarak 478.000.000 TL’ye çıkarılması ve ortakların yeni pay alma haklarının kısıtlanarak artışı temsil eden payların A. A.Ş.’ne tahsisine karar verilmesinin küçük yatırımcılarının aleyhine hakim ortak A. A.Ş.’nin menfaatine bir durum yarattığı iddiası olduğu, kayıtlı sermaye sisteminde sermayeyi arttırma yetkisinin yönetim kuruluna ait olup yönetim kurulunun sermaye arttırımı yaparak oluşan yeni payların ortaklar arasında eşitsizliğe neden olmayacak biçimde dağıtımını sağlamasının gerektiği, eşitsizliğe neden olacak bir karar alınması halinde bu yönetim kurulu kararının iptalinin talep edilebileceği, söz konusu 05.12.2008 tarihli yönetim kurulu kararı aleyhine mülga 2499 sayılı SPK’nun 12. maddesi kapsamında iptal davası açılabileceği gibi yeni pay alma hakkının yönetim kurulunca ihlal edildiğini düşünenlerin genel hükümlere göre dava açma haklarının da bulunduğu, somut olayda 05.12.2008 tarihli yönetim kurulu kararları hakkında bu mahiyette bir iptal davası açıldığına ilişkin bir iddiada bulunulmadığı, öte yandan 2008 yılında yapılan yatırımlar nedeni ile şirketin finansal yapısının bozulmadığı, iptali istenilen kararın toplantı ve karar nisaplarına uyularak alındığı, kararın kanun, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenlerden alınmasına, 13.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.