YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1453
KARAR NO : 2014/2937
KARAR TARİHİ : 19.02.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.11.2012 tarih ve 2009/395-2012/503 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından dava dışı… aleyhine yürütülen icra takibinde borçlu şirketin borcu kabul ettiğini ve takibin kesinleştiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle yapılan haciz sırasında borçlu şirketin yetkili temsilcisinin kardeşi tarafından haciz mahallinde davalının faaliyet gösterdiği iddiasında bulunulması üzerine taraflarınca açılan istihkak davasında mahkemece, borçlu şirketin, davalı şirkete örtülü bir şekilde devredildiğine ve borçlu ile davalı şirket arasındaki işlemin ticari işletme devri niteliğinde olduğuna karar verildiğini, haciz mahalli olan taşınmazın icra takibinden önce mal kaçırmak amacıyla devredildiğini, borçlu şirketin resmi kurumlardan olan alacaklarını davalı şirkete temlik ettiğini ve temlik sözleşmesi uyarınca haklar yanında borçların da davalıya devredildiğini, BK’nın 179. maddesi uyarınca devralan firma devreden firma ile müteselsilen sorumlu olup, borçlu firma ile davalı arasında muvazaalı bir devir işleminin bulunduğunu ileri sürerek, devralan firmanın devreden firma ile müteselsilen sorumluluğunun tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, husumet itirazında bulunmuş, işletme devrinin değil sadece taşınmazın üçüncü şahıs olan … isimli şahsa tapuda devrinin söz konusu olduğunu, istihkak davasında verilen kararın bozularak ortadan kalktığını, temlik sözleşmelerinin hem hükümsüz hale geldiğini, hem de işletmenin devrine ilişkin olmayıp, sadece alacağın tahsil edilmesine yönelik sözleşmeler olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı Y…’nin mali sıkıntıya düşmesi nedeniyle davalı ile aralarında temlik sözleşmesi yapıldığı, anılan sözleşme uyarınca şirketin alacaklarının davalı şirkete devredildiği ve giderlerini de davalı şirketin üstlendiği, ayrıca şirkete ait fabrika binasının davalı şirketin ortağı ve yetkilisi …tarafından satın alındığı ve satın alındıktan sonra
…’nin faaliyet alanına giren ve daha önce yürütmekte olduğu yemek işinin devam ettirildiği, her ne kadar davalı taraf, şirketlerin birleşmediğini iddia etse ve kayden iki ayrı tüzel kişilik devam ediyor görünse de mevcut durumun fiili bir birleşme ve ticari işletme niteliğinde olup, BK’nın 179. maddesi uyarınca davalının, dava dışı …’nin borçlarından da mesul olacağı, yapılan icra takibi sırasında alınan aciz vesikasına göre şirketin vesika tarihi itibariyle 26.889,90 TL borcunun bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Yargıtay 17. HD’nin 22.6.2010 tarih, 2010/954 Esas, 2010/5862 Karar sayılı kararının da somut uyuşmazlıkla bir ilgisinin bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 535,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.