YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14988
KARAR NO : 2015/12315
KARAR TARİHİ : 19.11.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/05/2014 tarih ve 2013/244-2014/123 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20/10/2015 günü hazır bulunan davalı vekili Av. … ile davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, başlangıçta …. ile birlikte grup şirketi olarak faaliyet gösteren müvekkili …’nin söz konusu grup şirketlerini birleşme sureti ile devraldığını, gurup şirketleri olarak faaliyet gösterilen dönemde müvekkili şirketin 1992 yılında …ini 2002 yılında hizmete soktuğunu, 2006 yılında o tarihler de faaliyette bulunan …. şirketi üzerinden …nin yatırımına başladığını, müvekkili şirketin 2005 yılında satın alıp işletmeye soktuğu … Otelinin satım alımında kullanılmak üzere davalı bankadan 10.05.2005 tarihinde 10.000.000 Euro kredi aldığını, …. üzerinden başladığı … Otelini kullanılmak üzere de … ve davalı banka ile birlikte ortak yapılan finansman koşulları çerçevesinden …’ndan 17.500.000 Euro, davalı bankadan da 17.500.000 Euro olmak üzere toplam 35.000.000 Euro kredi aldığını, sektörün önde gelen firmalarından olan müvekkili şirketin dünyada ve ülkemizde yaşanan 2008 krizine yatırım döneminde yakalandığını, davalı bankanın 17.09.2008 tarihinden 21.10.2008 tarihine kadar geçen 1 ay gibi kısa bir süre içinde bankalardan kullanılan işlek döviz kredilerinin faizlerinin %300’ ün üzerinde arttırdığını, artan faiz yüküne rağmen müvekkilinin kullanmış olduğu kredilerin geri ödemelerini aksatmamaya gayret etmekle birlikte zaman içinde vergi daireleri ve … ‘na olan vergi ve prim borçları ile işçi alacaklarının ve piyasa olan çek senet borçlarını ödeyemez hale geldiğini, dava ve icra takipleri ile karşı karşıya kaldıklarının çok ciddi mali kriz içine girdiğini, 2008 yılında başlayıp 2009 yılında gittikçe ağırlaşan mali kriz ve dar boğazdan kurtulabilmek için … ve davalı bankanın birlikte kullandırdığı kredinin yeniden yapılandırılması için görüşmeler başlatıldığını, …’ndan kullanılan kredilerin yeniden yapılandığını, kredilere ilave dönemsiz ödemeler tanımlandığını, ana para geri ödemelerinin ertelenerek vadelerinin uzatıldığını, davalı bankanın ise değil bu kolaylıkları sağlamak, müvekkilinin içinde bulunduğu zor durumdan yararlanmak sureti ile mevcut kredilerin şartlarını kendi lehlerine daha da ağırlaştırdıklarını, bunun üzerine
müvekkilinin varlık satışı suretiyle krizi atlatma çabası içine girdiğini, bir kısım taşınmazlarını değerlerinin altında satmak zorunda kaldıklarını, davalı Banka’nın müvekkilinin bu zor durumundan yararlanarak bu davaya konu olan çok ağır şartlar içeren ek kredi sözleşmesinin müvekkiline dayattığını ve kabul ettirdiğini, davalı banka ile müvekkili şirket arasında imzalanan 14.01.2010 tarihli ek kredi sözleşmesinde edimler arasında açık bir dengesizlik olduğunun ve bunun müvekkilinin o dönem içinde bulunduğu koşullar itibari ile müzayaka halinde bulunduğunu ileri sürerek, olayda gabinin objektif ve subjektif unsurların gerçekleştiğini veya uygulanan yönetim masrafı ve kredi faiz oranlarının ahlaka aykırılık oluşturacak derecede fahiş olduğunu veyahut da olayda davalı banka uygulamalarının MK’nın 2.maddesi anlamında objektif iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğinin tespitine, ek kredi sözleşmesinin 3.maddesinde yer alan yönetim komisyonuna ilişkin maddenin hukuka aykırı ve geçersiz bulunduğunu veya fahiş olduğunun tespit ve kabulü ile haksız ve hukuka aykırı tahsil edilen miktardan fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kalarak 5.000 Euro’nun, müvekkiline dayatılarak kabul ettirilen kredi faiz oranlarının fahiş olduğunun tespiti ile fazla ödenen miktarlardan fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalarak 5.000 Euro’nun, 20.04.2004 tarihinde ana para üzerinden % 0.50 oranında hesaplanın müvekkilinden ikinci kez tahsil olunan yönetim komisyonunun hukuka aykırı olduğunun ve geçersiz bulunduğunun tespit ve kabulü ile bundan doğan müvekkili alacağından fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000 Euro’nun, ek kredi sözleşmesinin 5.maddesinde yer alan erken erken kapama komisyonuna ilişkin maddenin hukuka aykırı ve geçersiz bulunduğu veya fahiş olduğunun kabulü ile erken kapama komisyonu adı altında müvekkilinden haksız tahsil eden miktardan fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000 Euro nun, tahsiline, bu talepler yerinde görülmediğinde ek sözleşmenin 3 ve 5.maddesine ve erken ödeme komisyonuna dayalı olarak şimdilik toplam 15.000 Euro’nun temerrüt faizi ile davalıdan tahsili talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile istemini 332.825.11 Euro’ya yükseltmiştir.
Davalı vekili, davaya dayanak sözleşmelerin tarafların özgür iradeleri ile yapıldığını, yapılan uygulamaların sözleşmeye, bankacılık usul ve esaslarına uygun olduğunu savunarak, davanın yetki, usul ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin sözleşme serbestisi içerisinde imzalandığı, bankacılık sektöründe yeterli rekabet şartlarının oluşmuş olması nedeniyle tarafların özgür iradeleri ile sözleşmelerin tesis edildiği, buna dayalı olarak faiz dışına alınan ücret ve komisyonlarının yine sektör uygulamaları içerisinde makul sınırlar içerisinde ve sözleşme şartlarına uygun olarak alındığı, ek sözleşmenin 3. maddesi uyarınca alınan %1,5 oranındaki 20/04/2010 tarihinde ek sözleşme kapsamında kullanılan kredilerin faiz oranlarında yapılan müşteri lehine iyileştirme sonrasında alınan %0,50 oranında komisyonların tarafların irade beyanları çerçevesinde alındığı sözleşme serbestisi çevçevesinde değerlendirildiği, ek sözleşmenin beşinci maddesi uyarınca erken kapama komisyonu hesaplama esasını belirleyen formülün davacı tarafın iddia ettiği şekilde yorumlanması gerektiği, buna göre her iki kredinin toplam 429.947,51 Euro komisyon + 21.497,38 Euro BSMV (Toplam 451.444,89 Euro) alınması gerekirken 746.653 Euro komisyon +37.617 Euro BSMV (Toplam 784.270 Euro) alındığı, 332.825,11 Euro nun fazla alındığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 332.825,11 Euro’nun davalıdan temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kredi sözleşmesine dayalı erken ödeme komisyonunun istirdatı istemine ilişkin olup, 6100 sayılı Kanun’un 184. ve devamı maddeleri uyarınca, yargıç tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan kanıtları inceledikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara
tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Taraflar tahkikatın tamamı hakkında açıklamada bulunduktan sonra, yargıç yeniden araştırma yapılmasını gerektiren bir husus kalmadığı sonucuna varırsa tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Anılan Kanun’un 186. maddesi hükmüne göre, tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Ancak, taraflar duruşmada hazırsa bu bildirim sözlü olarak yapılır, tutanağa geçirilir ve taraflara imzalatılır. Sözlü yargılama aşamasında taraflara son sözleri sorularak hüküm tefhim edilir. Sözlü yargılama safhasında taraflar kanıt sunmadan kendisi ve karşı tarafın iddia ve savunmaları ile kanıtlarıyla ilgili hukuki değerlendirme yaparak neden haklı olduklarını açıklama hakkı elde ederler, yargıç da gerektiğinde salt hukuki değerlendirmeye esas olmak üzere taraflara soru sorma ve tereddütlü noktaları son kez açıklığa kavuşturma imkanına sahip olur. Anılan hususlara uyulmadan mahkemece hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece tahkikat aşamasının bittiği taraflara tefhim edilmeden ve yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde sözlü yargılama için taraflara süre verilmeden ya da tarafların bu konuda süre istemediklerine ilişkin beyanları tespit edilmeden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda HMK’nın 184 ve devamı maddelerinde belirtilen usullere uyulmadan, tarafların iddia ve savunma hakkını kısıtlar şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.