Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/15690 E. 2015/4758 K. 06.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15690
KARAR NO : 2015/4758
KARAR TARİHİ : 06.04.2015

MAHKEMESİ : Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada … 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05/06/2014 tarih ve 2014/68-2014/100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 19.292 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonradava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, eserlerin fonograma kayıt edilerek eser işletme belgesi alınıp, söz konusu yapıma bandrol verilebilmesinin ve piyasaya sunulabilmesinin yegane şartı olarak, eser sahipleri meslek birliği davalı MESAM’a başvurulması ve bu başvurularda müzik yapımlarında yer alan eserlerin isimleriyle ilk mısralarının beyan edilmesi olduğunu; Mesam’ın buradaki görevinin ise yapımcının ilk olarak alacağı bandrol adedine göre söz ve beste için telif ücretlerini hesaplayarak peşin olarak tahsil edilmesi ve yapımcıya telif ücretlerinin peşin olarak tahsil edildiğine dair belge düzenleyip verilmesi olduğunu; yapımcının Mesam tarafından verilen bu belgeyi aldıktan sonra … Telif Hakları ve Sinema Müdürlüğüne başvurarak müzik yapımını firması adına tescil ettirdiğini; Müdürlüğün de “müzik eseri işletme belgesi” verdiğini; müvekkil şirketin de 1995 yılında “…” isimli albümde yer alan “…” adlı eserin … isimli yorumcu tarafından seslendirilmiş biçimi ile fonograma kayıt edilmesi için gerekli tüm yasal prosedürü yerine getirdiğini; Mesam’a yapılan başvuru üzerine eserin hem beste hem de güftesinin/sözlerinin …’a ait olduğunun bildirildiğini, hem söz hem de müzik için hakların devraldığını gösteren 4 adet “Telif Ücretleri Tahakkuk Fişi” tanzim edildiğini, bunun dökümünün verildiğini; bunların Mesam’a ödendiğini, ancak daha sonra Aşık… mirasçıları tarafından “…” isimli eserin telif ödenmeksizin kullanılması nedeniyle müvekkiline dava açıldığını, bu davaya Mesam’dan … imzası ile yapılan açıklamada “eserin müziğinin …’a ait olduğunun, söz yazarının ise kayıtlarda …olarak göründüğü, bu kimsenin de Meslek Birliğine üye olmadığı, alınan telif ücretinin sadece müzik için olduğu, söz için bir telif ücreti tahakkuk ettirilmediğinin” belirtildiğini; Mesam’ın kötüniyet ve kusurunu bu durumların açıkça ortaya koyduğu, bu durumun kendilerine ihtar edildiği; müvekkili şirketin… mirasçılarına 900.000.000 TL tazminatı eser işletme belgesinin alım tarihi olan 16.08.1995 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödemeye mahkum edildiği; toplam ödemenin 7.445.324.640 TL olduğunu; bu nedenle 7.445.324.640 TL’nin 29.07.2004 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile rücuan tazminine, davalının kusurlu davranışı ile şirketin kişilik hakları ve mesleki onuruna zarar gelmiş olması nedeniyle 2.000.000.000 TL manevi tazminat ile kararın tirajı en yüksek 3 gazeteden birisinin Türkiye baskısında yayınlatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Mesam vekili, davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımına uğradığını, atfedilmeye çalışılan işlemin bir haksız fiil olduğunu, haksız fiililerde zamanaşımı süresinin haksız fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl, her halükarda fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl olduğunu, yapımcının … isimli türkünün söz ve müziğinin …’a ait olduğu beyanı üzerine işlem yapıldığını, dolayısıyla kusurun davacı yapımcıya ait olduğunu, dava konusu olayda davacının beyanına göre işlemin yapıldığını, söz ve müzik için telif alındığını, sözlerin …’a ait olmadığı anlaşıldığında davacıya durumun ihtar edildiğini, bedelin bloke edildiğini; buna karşın davacı şirketin bu bedeli almaya yanaşmadığını, davacının kötüniyetle hareket ettiğini; davacının davasını FSEK.m.53 ve 54’e dayandırmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, Mesam’ın eser sahiplerinden yetki belgesine istinaden bütün bilgi ve belgelere sahip olması gerektiği, Mesam’ın elinde bulunan ve takibini yaptığı eserlerle ilgili başvurularda kendisine başvuran kimseleri doğru yönlendirmekle yükümlü olduğu, başvuru sahiplerinin bu konudaki yanlış başvuruları ya da yönlendirmelerinin dahi, Mesam’a yüklenen bu özen yükümünü bertaraf etmeyeceği, bu noktada FSEK 53. ve 54. madde hükmünün Meslek Birliklerine de uygulanabilme imkanı bulunduğu, davacı yanın dava dosyasına sunduğu tahakkuk fişleri incelendiğinde hem söz hem de müzik için ücret alındığı, bu durumda Meslek Birliğine başvuran bir kimsenin Meslek Birliği tarafından yanıltıldığı sonucuna ulaşılması gerektiği, zira Meslek Birliğinin kendisine bu şekilde başvuran bir kimse için doğru bilgi verme yükümlülüğünün bulunduğu, FSEK.m.54 hükmünün Meslek Birliklerine uygulanmayacağına dair ne kanun hükümlerinde ne de kanunun gerekçelerinde bir açıklık ve Meslek Birlikleri için bir istisna bulunmadığı, aksine Meslek Birliklerinin göstermesi gereken özen yükümü ve kusur hallerinde söz konusu maddenin Meslek Birliklerine evleviyetle uygulanabileceği, FSEK.m.54’te maddi manevi zarar ayrımı yapılmadığı, FSEK.m.54 uygulandığında önceki tazminatın asıl gerekçesinin izinsiz söz kullanımı olması nedeniyle tazminatın maddi ya da manevi olması açısından bir farkının olmayacağı, zira hali hazırdaki davacı için zararın ortaya çıktığı, bu zararın ortaya çıkışının da davalının kusuruna uygun illiyetle bağlanabileceği, ayrıca davalı tarafın, söz konusu sözlerin davacı tarafından başkasına ait olduğunu bildiği hususunu da ispatlayamadığı, … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararında … ile birlikte davacının zarardan sorumlu tutulduğu, mahkeme kararına göre borçlular arasında bir teselsül ve birlikte sorumluluk esası tesis edildiği, hem …hem de … AŞ.’nin sorumlu olduğu zararın 7.445.324.640 TL olduğunun belirtildiği, bu miktarın tamamını davacı … A.Ş.’nin ödemesi sebebiyle davacının davalıdan alacağının tamamını isteyebileceği, davacının maddi zararının 6700,50 TL olduğu, buna karşılık davalının sorumluluğunun 5846 sayılı yasanın 53. maddesindeki tekeffül hükümlerine dayanması ve kanunda manevi tazminat sorumluluğunu kapsadığına dair düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine, 6700,50 TL maddi tazminatın 29/07/2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı ve davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı ve davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, temyiz harcı davalıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 06/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.