Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/15837 E. 2015/11223 K. 28.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15837
KARAR NO : 2015/11223
KARAR TARİHİ : 28.10.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL(KAPATILAN) 44. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/06/2014
NUMARASI : 2013/261-2014/160

Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 44. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/06/2014 tarih ve 2013/261-2014/160 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/10/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. C. Z. A. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan 18/10/2011 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden 1.000.000 TL kredi aldığını, kredinin kullanılmasından bir süre sonra piyasa verilerinin düzelmesi ve bu düzelmeye bağlı olarak faiz oranlarının ciddi anlamda düşmesi üzerine davacının önce davalı bankadan uyarlama talebinde bulunduğunu, ancak davalı bankanın buna yanaşmadığını, bunun üzerine davacının başka bir banka ile anlaşarak düşük faiz oranları ile para bularak davalı bankadan aldığı krediyi kapattığını, kredinin %10’u tutarında erken ödeme tazminatı ödemesi gerektiğinin ifade edildiğini, bunun haksız ve yasal olmadığının beyan edilmesine rağmen davacının mecburen 105.000,00 TL tazminatı 30/05/2013 tarihinde bankaya yatırmak zorunda kaldığını ileri sürerek, davalının erken ödeme tazminatı adı altında tahsil ettiği bedelden şimdilik 80.000,00 TL’sinin 30/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın hukuki mesnetten ve dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, usul ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, bankalar arasında yerleşen uygulamalar dikkate alındığında bankaların % 2-2,5 oranında bir komisyon alması makul sayılabilmekte iken %15 ‘e yakın bir oranda davacıdan komisyon kesmesinin sözleşmedeki genel işlem şartına aşırı yararlanma oluşturduğu, makul sayılabilecek oran olan % 2,5’lik komisyon oranını bankanın talep edebileceği, bu komisyon oranının kalan bakiye borç üzerinden hesaplanması halinde davalı bankanın davacıdan 18.965,94 TL komisyon alabileceği, 81.034,06 TL fazladan erken kapama komisyonu tahsil edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, kredi sözleşmesine dayalı olarak erken ödeme komisyonunun istirdatı istemine ilişkin olup, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, mahkemenin kabulünün aksine taraflar arasındaki ticari nitelikteki sözleşme 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde düzenlenmiş ve sözleşme uyarınca kredi, anılan kanun yürürlükte iken verilmiştir. Bu durumda 6101 sayılı Yürürlük Kanunu’nun 4. maddesinin uyuşmazlıkta uygulanması mümkün değildir. Yürürlük Kanunu’nun 1. maddesine göre olayda temerrüt, sona erme ve tasfiye söz konusu olmadığı ve salt genel işlem koşullarına aykırılık kamu düzeni ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda Türk Borçlar Kanunu’nun derdest davalara uygulanma koşulları da oluşmamıştır. Kaldı ki sözleşme hükümleri çerçevesinde işlem ve uygulama yapılması TMK’nın 2’inci maddesi hükmüne aykırılık da oluşturmaz.
Öte yandan, kredi sözleşmesinin eki olan davacının imzasını içeren 24.10.2011 tarihli taahhütnamede erken ödeme komisyonu ile ilgili süre ve oranlar sözleşme serbestisi doğrultusunda taraflar arasında açıkça düzenlenmiş olup, kredinin ticari niteliği de gözetilerek anılan düzenlemenin geçerli olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda genel işlem koşullarının işbu davada uygulama olanağı bulunmadığı ilkesel olarak kabul edilmek, taahhütnamede erken ödeme komisyonu ile ilgili düzenleme nazara alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.