YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15933
KARAR NO : 2015/11482
KARAR TARİHİ : 03.11.2015
MAHKEMESİ : ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/11/2013 tarih ve 2010/163-2013/476 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/11/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı şirketin asıl taşıyıcısı olduğu yükün …’den …’a taşınması işini müvekkilinin üstlendiğini, söz konusu taşımayı fiilen davalının gerçekleştirdiğini, taşıma sırasında meydana gelen trafik kazası neticesinde yükün tamamen hasarlandığını, bu nedenle müvekkilinin asıl taşıyana karşı sorumluluğunun doğduğunu ileri sürerek, 200.000 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ortada henüz davacıya müracaat edilmiş bir zararın bulunmadığını, davacının sadece böyle bir riski ileri sürerek işbu davayı açmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin taşıma ilişkisini kabul etmediğini, kazada herhangi bir kusurunun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ile davacı arasında taşıma sözleşmesi mevcut olduğundan davalının akdi sorumluluğunun bulunduğu, bu nedenle davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalının kusurunun bulunup bulunmamasının sonuca etkili olmadığı, kaldı ki kaza tespit tutanağında da önündeki araca arkadan çarpan davalının asli kusurlu olduğunun belirtildiği, dava konusu kaza nedeniyle oluşan zararın miktarına ilişkin olarak asıl taşıyıcı tarafından bu davanın davacına karşı … Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılan davada bilirkişi raporu alındığı ve zararın belirlendiği, bu raporlara itibar edilmesi gerektiğinden yeniden aynı hususta bilirkişi raporu alınmadığı, her ne kadar davacı tarafça ve onun sorumluluk sigortasınca ödenen meblağlar mahsup edildikten sonra bakiye 163.460,30 TL zararın kaldığı anılan raporlarda belirtilmiş ve bu miktarın tahsiline karar verilmiş ise de davacı aleyhine bu hükme dayalı olarak başlatılan icra takibi itibariyle davacının zararının 274.258.40 TL’ye ulaştığı, kaza neticesinde doğan zararın tahsili için davacı aleyhine icra takibi başlatıldığından bu zararın artık davalıdan istenilmesinin de mümkün bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 200.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, taşıma sırasında yükte oluşan zararın fiili taşıyıcıdan rücuen tazmini istemine ilişkin olup mahkemece, zararın miktarı konusunda ayrıca bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın üst taşıyıcı olan davacıya karşı açılan ve … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/444 Esas, 2013/380 K. sayılı dosyasında görülen davada toplanan delillere dayalı olarak hüküm kurulmuştur. Ancak, zaman itibariyle somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nun 785. maddesi “Zıyadan doğan tazminat; ancak, taşıma senedine geçirilen değere, taşıma senedinde değer gösterilmemiş ve fakat taşıyıcıya bildirilip onun tarafından kabul edilmiş bir değer mevcut ise ona, böyle bir değer bulunmadığı takdirde aynı cins ve vasıftaki eşyanın gönderilene teslim edileceği yerdeki değerine göre tayin olunur. Şu kadar ki; tazminatın piyasa değerine göre tayin edildiği hallerde zıya dolayısiyle ödenmemiş bulunan gümrük resmi, taşıma ücreti ve sair masraflar malın piyasa değerinden indirilir.” hükmünü haiz olup davalı taşıyıcının sorumluluğunun da bu madde hükmü uyarınca belirlenmesi gereklidir. Bu itibarla mahkemece, davalının sorumluluğunun yukarıda anılan madde uyarınca belirlenmesi ile oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacı üst taşıyıcının ödediği vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden de davalıyı sorumlu tutacak biçimde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.