YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16571
KARAR NO : 2015/2969
KARAR TARİHİ : 05.03.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davadan dolayı … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/03/2014 gün ve 2012/159-2014/157 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşme ile davalılar … ve …’ın 01/09/2010-010/09/2011 tarihleri arasında davacının …’nin ortak olduğu … isimli iş yerine %7 hisse karşılığı 105.000 TL bedelle 1 yıllık ortak yapıldığını, anlaşmanın bir yıllık olup, davacının rızası dışında davalıların davacının ortaklığını sona erdirdiklerini, davacının kendisine düşen geliri alamadığını, halen de bu gelirinin ne olduğunu miktar olarak bilmediğini, sözleşmede belirtilen Mustafa Yavaşoğlu’nun dava davalılar tarafından Cafede çalıştırılmadığını ileri sürerek, 01/09/2010-01/09/2011 tarihleri arasında gelirin vergi dairesi ve muhasebe kayıtlarından %7’sinin tespiti ile şimdilik 1.000 TL alacağın 01.09.2011 tarihinden itibarne işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile talebini 12.136,72 TL’ye yükseltmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının talep edebileceği %7’lik kar payının 12.136,72 TL olduğu beyan edildiğinden ve dosyaya sunulan bilirkişi raporu denetime elverişli olduğundan hükme esas alındığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 12.136,72 TL kar payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan alacak sitemine ilişkindir.
Davacı vekili, taraflar arasında yapılan sözleşme ile davalı şirketin işletmesi olan … isimli iş yerine davacının %7 hisse karşılığı 105.000 TL bedelle 1 yıl süre ile ortak yapıldığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Buna karşın dosya kapsamı itibari ile taraflar arasında yapılan sözleşme incelendiğinde, davacının, davalı gerçek kişilerin %100 oranında hissesine sahip olduğu davalı şirketin işletmesi olan … işyerine ortak olduğu, bu suretle taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesi düzenlendiği, nitekim davacı iddiasının da bu yönde olduğu anlaşılmaktadır. Buna karşın mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacının kar payı tespit edilirken, söz konusu işyerinin değil, davalı şirketin tüm geliri göz önüne alınmıştır. Oysa ki davacı, davalı şirketin hissedarı olmayıp, bilakis davalı şirketin bir adet işletmesine ortak olduğundan, mahkemece, davalı şirketin başkaca işletmelerinin bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra davaya konu işyerinin geliri belirlenmek suretiyle sonuca gidilmek gerekirken, yazılı şekilde şirketin tüm geliri üzerinden kabul hükmü kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 05/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.