Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/16675 E. 2015/3221 K. 09.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16675
KARAR NO : 2015/3221
KARAR TARİHİ : 09.03.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15/07/2014 tarih ve 2014/92-2014/176 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili asıl ve birleşen davalarda, müvekkillerinin eşi ve babaları olan …’in 12.06.2006 tarihinde işlettiği lokantadaki …. marka tüpün patlaması sonucu yaralanarak 16.06.2006 tarihinde öldüğünü, müvekkillerinin bu olay nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını, davalı …. A.Ş’nin tüpün imalatçısı olarak, davalı sigorta şirketinin de akdettiği poliçeler nedeniyle müvekkillerinin uğradığı zararlardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, asıl davada müvekkili eş … için 20.000,00 TL, çocukların her biri için ise 5.000,00 TL’den olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminat ile yapılan ıslah sonucu toplam 165.107,91 TL destekten yoksun kalma tazminatının ölüm tarihi olan 16.06.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalılardan tahsilini; birleşen davada ise 10.049,27 TL’nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, dava konusu olaya müvekkili şirketin ürettiği tüplerin neden olmadığını, olaya tamamen davacıların murisi veya tüplerde kullanılan ve müvekkiline ait olmayan dedantör ve hortumun sebep olduğunu, ıslah isteminin ise zamanaşımına uğradığını savunarak, davaların ve ıslahın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, dava konusu olaya müvekkili şirkete sigortalı bulunan …. A.Ş’ye ait tüplerin sebep olmadığını, olayın tamamen müteveffanın kusuru veya diğer markalı ürünlerin neden olduğunu, ıslah isteminin ise zamanaşımına uğradığını savunarak, davaların ve ıslahın reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılamada olayda tarafların %50 oranında kusurlu oldukları, eş … için 66.650,05 TL, oğlu M. … için 15.876,35 TL, oğlu … için 9.508,59 TL destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 57.500,00 TL olduğu, ıslah tarihi itibariyle uzamış ceza zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı, zamanaşımının 10 yıl olduğu, davacının destekten yoksun tazminatına dair davasının ıslah edilmiş şekli ile kısmen kabulü ile davacı eş … için 66.650,05 TL, oğul … için 9.508,59 TL, oğul M. … için 15.876,35 TL olmak üzere toplam 92.034,99 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı … yönünden talep gibi ölüm tarihi olan 16.06.2006 tarihinden itibaren, diğer davalı sigorta şirketi yönünden ise poliçe limiti olan 57.500,00 TL ile sınırlı olmak üzere talep gibi dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, diğer hususlar Yargıtay ilamı ile kesinleştiğinden hükmün tekrarı ile yetinilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı … vekili temyiz etmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
(2) Ancak, mahkemece davalı hakkında ceza zamanaşımı uygulanacağından bahisle davalının zamanaşımı def’inin reddine karar verilmiştir. Suç teşkil eden haksız fiillerden objektif olarak sorumlu tutulan 3. kişilerin ceza zamanaşımı süreleri ile bağlı tutulmayacakları kabul edilmektedir. Adam çalıştıranlar ve aile başkanları, idareleri altında çalışan veya yaşayan kişilerin suç oluşturan haksız fillerinden yalnızca hukuki bakımdan sorumludurlar. Zaman aşımı süresi mülga 818 sayılı BK’nın 60/1. maddeye göre belirlenir. Aynı esas, tüzel kişilerin sorumluluğunda da geçerlidir. (TMK m. 50) ( Mehmet Akif Tutumlu, Türk Borçlar Hukukunda Zamanaşımı ve Uygulaması, Sayfa 62). Bu nedenle davalı şirket hakkında zaman aşımı süresinin dolduğu nazara alınmadan ceza zaman aşımı dikkate alınarak hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle mümeyyiz davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.