YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16923
KARAR NO : 2015/11142
KARAR TARİHİ : 27.10.2015
MAHKEMESİ : YOZGAT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/05/2014
NUMARASI : 2013/605-2014/505
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/05/2014 tarih ve 2013/605-2014/505 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/10/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. D.S. ve davalı S.. K.. vekili Av. M.E. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 24.12.2000 tarihli genel kurul kararı ile sermaye artırım kararı aldığını, bu karara göre ihraç edilen hisse senetlerinden 460 adedinin müvekkili tarafından davalı Selahattin’den devralındığını, ancak daha sonra davalı S.. K.. tarafından davalı şirketin sermaye artırım kararının alındığı 24.12.2000 tarihli genel kurul kararının yetersiz nisap ile karar alındığı gerekçesiyle ticaret sicilinden terkin edildiğini, bu nedenle sermaye artırım kararının yok hükmünde olduğunu, bu karara dayalı olarak ihraç edilen hisse senetlerinin de geçersiz olduğunu ileri sürerek, sermaye artırımı ve anasözleşme değişikliğine ilişkin 24.12.2000 tarihli genel kurulun S.. K.. tarafından iptal edilerek ticaret sicil kaydının silindiğinin, iptal edilen bu genel kurulun yeniden yapılmadığının, sermaye artırımına ilişkin geçerli bir genel kurul kararının bulunmadığının, buna göre ihraç edilen hisse senetlerinin hukuki dayanağının olmadığının ve bu hisse senetlerinin geçerliliğinin bulunmadığının tesbitini talep ve dava etmiştir.
Davalı SPK vekili, husumet itirazında bulunmuş, esasa yönelik olarak da davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, alınan kararların hukuken geçerli olduğunu, yokluk durumunun sözkonusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, bozma ilamında ki hususlarda bilirkişi raporu aldırılabilmesi için davacı tarafa bir aylık kesin süre verildiği, bu süreye uyulmamasının ve masrafın yatırılmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağının da davacı tarafa bildirildiği, açılan davada davacının haklı olup olmadığının tespiti açısından bilirkişi raporu aldırılmasının zorunlu bulunduğu gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, şağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.