Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/17110 E. 2015/2679 K. 27.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17110
KARAR NO : 2015/2679
KARAR TARİHİ : 27.02.2015

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar Arasında görülen davada Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/07/2014 tarih ve 2013/320-2014/185 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı temsilcisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı temsilcisi, 1991 yılında kurulan davacı vakfın “…” adı ile bilindiğini, bu ibarenin 2004 yılında marka olarak da vakıf adına tescil edildiğini, vakıf tarafından kaynak sağlamak amacıyla davalı şirketin kurulduğunu, daha sonra vakıf faaliyetlerinin yoğunluğu ve şirketin konusu olan huzurevi işletilmesinin çok zaman alması nedeniyle şirket hisselerinin 22.05.2007 tarihinde devredildiğini, vakıf ile alakası kalmayan davalı şirketin, işlettiği huzurevinin adında “…” ibaresini kullanmaya devam ettiğini ancak davalı şirketin işlettiği huzurevi ile ilgili olarak vakfa çok sayıda şikayetin geldiğini, söz konusu huzurevinin idari ve cezai soruşturmalara konu olduğunu, huzurevinde yaşanan olumsuz hadiselerin vakfa mal edildiğini ve vakfın bundan zarar gördüğünü ileri sürerek, “…” ibaresinin davalının unvanından terkin edilmesine ve vakfın marka tescilinden doğan haklarına yapılan tecavüzün önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, davanın zaman aşımına uğradığını, “…” ibaresinin şirket unvanında ve işletilen huzurevinde şirketin devir işlemlerinin yapıldığı tarihten itibaren kullanıldığını, davacının da bu kullanımdan haberdar olduğunu, şirket aktif ve pasifi ile devredildiğinden ve aksi de kararlaştırılmadığından davacıya ait markanın da devredilmiş sayılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, “…” asıl unsurlu markanın 2004 yılından geçerli olmak üzere davalı vakıf adına tescil edildiğini, davacı vakıf tarafından 2000 yılında kurulan şirketin hisselerinin ise 2007 yılında dava dışı kişilere devredildiği, kuruluşundan 12 yıl sonra davalı şirketin unvanındaki “…” ibaresinin terkini talep edilmiş ise de davacının, davalı şirkete ait ticaret unvanının terkinini talep hakkını sessiz kalma sebebiyle kaybettiği, bununla birlikte davalının söz konusu ibareyi markasal olarak da kullandığı, davacı vakfın bu kullanımı her zaman engelleme hakkına sahip olduğu, zira davacı vakıf adına tescilli markanın, davalı şirketin malvarlığı arasında olmadığı gibi markadan doğan hakların davalı tarafça hiçbir şekilde iktisap edilmediği, ayrıca davalı şirketin “…” adı altında işlettiği huzurevine ilişkin çok sayıda şikayetin bulunduğu, …. tarafından idari para cezası uygulandığı, davacı vakfın bu şekilde itibarına zarar veren marka kullanımını her zaman önleme ve durdurma hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin “…” ibaresini markasal olarak kullanmasının davacı vakfın marka tescilinden doğan haklarının ihlali mahiyetinde olduğunun tespiti ile davalının söz konusu ibareyi markasal olarak kullanmasının durdurulmasına ve önlenmesine, unvan tekinine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı temsilcisinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı temsilcisinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.