Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/17206 E. 2015/12126 K. 17.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17206
KARAR NO : 2015/12126
KARAR TARİHİ : 17.11.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17/07/2014 tarih ve 2013/429-2014/437 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/11/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı …. vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Banka’ya devredilen ….’de bulunan mevduatının 45.000 USD’lik kısmının banka çalışanı tarafından usulsüz olarak hesaptan çekildiğini, bu nedenle banka aleyhine açılan davanın müvekkili lehine sonuçlanarak kesinleştiğini, bu karara dayalı olarak başlatılan icra takip dosyasına davalı tarafından 27.01.2011 tarihinde ödemede bulunulduğunu ancak hüküm altına alınan tutarın faizinin müvekkilinin gerçek zararını karşılamadığını ve müvekkilinin munzam zararının olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.000 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 05.06.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 37.370,78 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından aynı konuda açılmış bulunan dava bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının … nezdindeki mevduatının bir kısmının banka görevlisi tarafından usulsüz işlemlerle 26.11.1999 tarihinde hesaptan çekildiği, işbu dava konusunun, davacının zamanında ödenmeyen alacağı nedeniyle işleyen faiz ile de karşılanmayan zararı olduğu, diğer bir deyişle munzam zarara ilişkin bulunduğu, her ne kadar aynı konuda daha önce açılan dava olduğu savunulmuş ise de söz konusu davanın munzam zararı kapsamadığı, bilirkişi aracılığıyla davacının 303.083,04 TL munzam zararının bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.000,00 TL’nin dava tarihinden, 28.370,78 TL’nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanamayan munzam zararın tahsiline ilişkin olup mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporundaki hesaplamalara esas alınan enflasyon oranları, döviz kurları ve faiz oranları, dosyada mevcut bulunan ve resmi kurumlardan getirtilen yazı cevapları ile uyuşmadığı gibi raporda, söz konusu oran ve kurların hangi kriterlere göre tespit edildiği de açıklanmamıştır. Bu hali ile rapor denetime elverişli bulunmamaktadır. O halde mahkemece, denetime elverişli bir rapor alınmak suretiyle davacının munzam zarar alacağının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında, bilirkişi incelemesi ile tespit edilecek munzam zarar alacağının somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK’nun 42. ve 43. maddeleri uyarınca değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmamıştır. Oysa, yerel mahkemece verilen bir hüküm, Yargıtay tarafından bozulmuş ve Yargıtay’ın bu bozma kararına uyulmuş olması halinde, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorunludur. O halde mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca tespit edilecek munzam zarar miktarının mülga 818 sayılı BK’nın 42. ve 43. maddeleri uyarınca değerlendirmeye tabi tutularak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4-Öte yandan, davalı …’nın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde aleyhine harca hükmedilmesi de doğru olmamış, hüküm bu nedenle de bozulmuştur.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2),(3) ve (4) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.