YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17230
KARAR NO : 2015/3336
KARAR TARİHİ : 11.03.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ
Taraflar arasında görülen davada …. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.03.2014 tarih ve 2012/236-2014/32 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin antibiyotik üretiminde kullanılan “…” molekülünün mucidi olduğunu, . ve .. isimli ürünlerin de müvekkili adına tescilli olduğunu ve Türkiye’de piyasaya sürüldüğünü, ayrıca patent sahibi olduğunu, davalı şirketin … molekülünü kullanarak ilaç üretmek üzere Sağlık Bakanlığına başvuruda bulunarak … 200, 400 mg. Film tablet ile 30 ve 50 mg. saşe ruhsatlarını aldığını sonrasında ilaç isimlerini … 200 ve 400 mg. Film kaplı tablet olarak değiştirdiğini, en son ise ilaç isimlerini … 200 ve 400 mg film kaplı tablet olarak değiştirdiğini, bu ilaç isminin uluslar arası sözleşmelerle korunan … INN’ine iltibasta bulunduğunu, … TPE nezdinde ilaç/06163 başvuru no ile 5. sınıfta koruma altına alındığını, … ilaç isminin … INN ile benzerliği, işitsel ve görsel çağrışım yaptığını, … ibaresinin de … ibaresinden türetildiğini, INN isimlere iltibas suretiyle oluşturulan markaların KHK 7. maddesine aykırılık oluşturduğundan mutlak red nedeni sayıldığını ileri sürerek davalı şirketin … markasının unsurları bir INN ekine INN köküne ve tıbbi bir terime atıfta bulunduğu, üründeki etken maddeyi doğrudan tanımladığını, ayırtedicilik unsur taşımadığı ve iltibas yarattığının tespitine, davalının bazı ürünlerinde Sefiten bazı ürünlerinde … isminin yer almasının kamu sağlığını tehdit eder nitelikte olduğunun tespitine, tescil edilmiş ise … markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; markanın tescilli olmadığını bu nedenle hükümsüzlüğünün istenemeyeceği, … isminin kamu sağlığını tehdit eder nitelikte olduğu iddiasının bu mahkemece değerlendirilemeyeceğini, ilaç isminin ilaç isminin uygunluğunun Sağlık Bakanlığı, marka olarak uygunluğunun TPE tarafından incelenebileceğini, INN köklerinin ve hammadde isimlerinin bir markanın temelinde yer almasının uygulamada sık rastlanan bir durum olduğunu, Inn kökünden yararlanıldığını fakat Inn kökünün marka olarak alınmadığını, …. diye bir ürünün piyasada bulunmadığını, ayrıca ilaç markalarının karıştırılma ihtimalinin diğer markalara göre daha düşük olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; bir ilaca ruhsat alınmadan önce önerilen ismin INN veya yaygın ismi ile karışmasını engellemek için isminin uygunluğu da kontrol edildiği, ilaç sektöründe marka olarak ilacın INN kodu, etken madde veya jenerik adının, tedavi edilen hastalığın adının doğrudan alınamayacağı, INN kökleri marka olarak tescil edilemezse de bir INN kökünden esinlenmek suretiyle oluşturulmuş markaların tcscilinin mümkün olduğu, davalının ilacında kullanmak üzere seçtiği … isminin hammadde isminden hareketle meydana getirilmiş zayıf bir isim olduğu, ilaç sektöründe bu şekilde ilaç hammaddesinden esinlenmek suretiyle markaların meydana getirilmesi alışılmış bir uygulama olduğu, … ve … bu iki isim karşılaştırıldığında, gerek görsel gerek işitsel gerekse kavramsal olarak yeterince farklı oldukları, kelimelerin uzunlukları ve oluşum kompozisyonlarının oldukça farklı olan ibareler arasında bu yönden de herhangi bir iltibas tehlikesi bulunmadığı, hitap ettikleri tüketici kesimi dikkate alındığından da karıştırılma ihtimalinin olmadığı, davalının henüz tescilli bir markası bulunmadığı, başvuru işlemlerinin tamamlanmadığı için hükümsüzlük şartı değerlendirmesine gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.