Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/17280 E. 2015/12144 K. 17.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17280
KARAR NO : 2015/12144
KARAR TARİHİ : 17.11.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.04.2014 tarih ve 2012/121-2014/122 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.11.2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın müşterisi ….’ye 21.04.2001 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’ne istinaden kredi kullandırdığını, bu kredi ilişkisinin teminatını da ….’nin iş ortaklığının davalı … için yaptığı “Avrupa Yakası 12. Kısım Müteferrik Atıksu ve Yağmursuyu Kanal İnşaatı” işiyle ilgili 08.06.2011 tarihli 25 nolu 2.325.137,96 TL’lik fatura alacağının temlikinin oluşturduğunu, temlik borçlusu durumunda olan davalıya temliknameden haberdar olabilmesi için 29.06.2011 tarihinde temlik sözleşmesinin tebliğ edildiğini, bildirimi 29.06.2011 tarihinde tebellüğ eden davalının hiçbir itirazda bulunmadığını, bunun yanında 16.08.2011 tarihinde 512.082,76 TL’lik ödeme yaptığını, ancak daha sonra ödeme yapılmadığını, iş ortalığı ile … arasındaki sözleşmenin 12.5. maddesinde temlikin tamamen yasaklanmayıp, sadece idarenin iznine tabi tuttuğunu, yalnızca fatura alacağını temlik alan ve fatura üzerinde de herhangi bir kısıtlayıcı hüküm olmadığından temlikin izne tabi olduğunu bilemeyecek durumda olan bankaya karşı temlikin izne tabi olduğuna dair bir def’inin ileri sürülemeyeceğini, temlik yasağının müvekkili bankaya karşı ileri sürülebileceğinin kabulünün varsayılması durumunda dahi …nin kendisine noter kanalıyla bildirilen temlike ilişkin temlik yasağı def’ini ileri sürmeyip sessiz kalarak temlik işlemine zımnen rıza gösterdiğini ileri sürerek 1.487.917,24 TL alacağın 24.01.2012 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 2. maddesi hükmü gereğince işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yüklenici firma ile idare arasında imzalanan sözleşmenin 12.5. maddesinde bununan “Yüklenici her türlü hakediş ve alacaklarını idarenin yazılı izni olmaksızın başkalarına temlik edemez” hükmü gereğince genel müdürlük oluru alınmadan temlik yapılamayacağını, temlik için herhangi bir genel müdürlük oluru alınmadığını, davacı tarafından sözü edilen 512.082,76 TL tutarında ödemenin temlik ödemesi değil, firmanın hesabına yapılan bir ödeme olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı bankanın kredi müşterisi olan ….’ye 21.04.2001 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden kredi tahsis ve kullandırımı yaptırıldığı, bu kredi ilişkisinin teminatını da Akfel şirketinin iş ortaklığının davalı İSKİ için yaptığı işle ilgili fatura alacağı temlikinin oluşturduğu, söz konusu fatura alacağının 2.000.000 TL’lik kısmının temlik sözleşmesi gereğince davacı bankaya gayri kabili rücu olarak devir ve temlik edildiği, temlik borçlusu durumunda olan İSKİ’ye temliknameden haberdar olabilmesi için bildirildiği ve temlike konu meblağın belirtilen hesaba aktarılmasının istendiği, davalının bu bildirimi tebellüğ ettiği ve itirazda bulunmadığı, sonrasında da 512.082,76 TL’lik ödeme yapıldığı, davalının temlik bildirimine itiraz etmeyerek ve üstelik ilk ödemeyi yaparak davacıda temlik işleminin geçerli olduğu inancını ve kanaatini oluşturduğu, sonradan defi olarak bu temlik işleminin geçersizliğini ileri sürmesinin TMK’nın 2. maddesi uyarınca iyiniyet kurallarına aykırı olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Alacağın temliki sözleşmesinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 162. maddesine göre, kanun veya akit ile veya işin mahiyeti icabı olarak men edilmiş olmadıkça borçlunun rızası aranmaksızın alacaklı alacağını üçüncü bir şahsa temlik edebilir. Bu hüküm 6098 sayılı yeni Borçlar Kanunu’nun 183/1. maddesinde de aynen korunmuştur. Dosya kapsamında bulunan ve davalı ile dava dışı …. ortaklığı arasında yapılan “Avrupa Yakası 12. Kısım Müteferrik Atıksu ve Yağmursuyu Kanal İnşaatı” işine dair sözleşmenin 12.5. maddesinde de, BK 162/1 kapsamında kalan sözleşmesel temlik yasağı bulunmaktadır. Bu maddede yüklenicinin her türlü hakediş ve alacaklarını idarenin yazılı izni olmaksızın başkalarına temlik edemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm uyarınca dava dışı… ortaklığının davalı İSKİ’den olan hakediş alacağını yine davalının yazılı izni olmaksızın davacıya devretmesi BK 162/1. maddeye ve sözleşmeye aykırı bir davranış olduğu gibi, sözleşmeye aykırı yapılan bu temlikin bildirimi sonucu davalının hareketsiz kalmasından, bu temlike onay verdiği sonucu çıkarılamaz. Diğer bir ifade tarzı ile, davalının bu temlike karşı çıkma yükümlülüğü yoktur. Bu itibarla mahkemenin, davalının sessiz kalmasının temlike onay verdiği sonucunu doğurduğu gerekçesi yerinde bulunmadığı gibi, davalı …nin akidi tarafından kendisine hakediş ödemelerinin yapılması için bildirilen ve yine akidin kendisine ait olan, daha açık bir ifade ile, davacı bankanın kendisine ait olmayan bir hesaba yapılan hakediş ödemesinin temlik sözleşmesi kapsamında temlik alana yapıldığının kabulünün mümkün olmamasına göre, davalının kendisine bildirilen hesaba hakediş tutarının bir kısmını yatırdığı, bunun da temlik işleminin geçerli olduğu inancını doğurduğu gerekçesi de yerinde değildir. Bu itibarla, mahkemece davanın reddi gerekirken kabulü hatalı olmuş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.