YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17299
KARAR NO : 2015/3353
KARAR TARİHİ : 11.03.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/06/2014 tarih ve 2013/400-2014/513 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı aleyhine poliçe bedellerine dayalı ilamsız takip başlatıldığını ancak, davalının haksız itirazı ile takibi durdurduğunu zira, davalının takip konusu poliçe bedellerini ödemediğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve davalının takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, poliçe bedellerinin ödendiğini, takibe konu 40219857, 130419407, 295709310, 143389503 no’lu poliçelerin müvekkili ile bir ilgisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 40219857, 130419407, 295709310, 143389503 no’lu poliçelerin kendisiyle ilgisinin bulunmadığını savunduğu, davacının ise, anılan poliçelerin davalının talebi üzerine düzenlendiğini iddia etmekle birlikte bu konuda belge sunmadığı, davacı tarafından düzenlenen poliçeler toplamının 29.491,45 TL olduğu, davalının itiraz ettiği poliçeler düşüldüğünde 20.834,26 TL kaldığı, borçtan düşülen davalı ödemesinin 19.930,42 TL olduğu, takip tarihinden sonra davalı ödemesinin ise, 3.258,00 TL olup, bu ödemenin icra takibinde nazara alınacağı, davacı alacağının 2.537,39 TL olduğu, davacı tarafça icra dosyasında 1.670,05 TL işlemiş faiz talep edilip, faiz başlangıcının da 01.01.2011 tarihi olarak alındığı oysa, 01.01.2011 tarihinden sonra 17.278,25 TL tutarında poliçe düzenlendiği, dolayısıyla faizin 01.01.2011 tarihinden itibaren talep edilmesinin yanlış olduğu, her ne kadar poliçelerin vadeleri yazılı olsa da, alacağı oluşturan poliçeler tespit edilemediğinden, takip tarihine kadar davacının işlemiş faiz alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile Kozan İcra Müdürlüğü’nün 2013/115 E. sayılı dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 2.537,39 TL üzerinden devamına, 40219857, 130419407, 295709310, 143389503, 295709310 no’lu poliçeler davalı adına düzenlenmediğinden, bu poliçe bedellerine ilişkin istemin reddine, kabul edilen davacı alacağına takip tarihinden itibaren, takip talebinde belirtilen oranda faiz işletilmesine, alacak hesap edilebilir ve likit olmadığından, davacının icra inkar tazminat talebinin reddine, davacı takipte kötü niyetli olmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Dava, sigorta poliçe bedellerinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davalının bir kısım poliçe bedellerini ödemediği ve takipten sonra yapılan ödemenin icra takibinde nazara alınacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Uyuşmazlık esas itibariyle icra takibinden sonra ancak itirazın iptali davası açılmadan önce yapılmış olan ödemeler nedeniyle davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı dönemde, borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür, bunu engelleyen herhangi bir yasa maddesi bulunmamaktadır. Takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur. Sonuç itibariyle, icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Yani, takipten sonra, ancak davadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır.(HGK’nın 19.10.2011 gün ve 2011/532-640 E.K. Sayılı ilamı). Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalının icra takibinden sonra, ancak davadan önce yapmış olduğu ödemeler nazara alınarak davacının 818 Sayılı BK’nın 84. ve 6098 sayılı TBK’nın 100. maddesi uyarınca ne miktar bakımından hukuki yararının bulunduğu tartışılıp, değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.