YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17363
KARAR NO : 2015/2897
KARAR TARİHİ : 04.03.2015
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/12/2013 tarih ve 2012/4-2013/258 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin “… ” ibareli marka başvurusuna, davacı …’nin, “…” ibareli markalarına benzer olduğu gerekçesiyle, yaptığı itirazın YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, daha sonra itiraza mesnet markaların davacı … tarafından devralındığını, itiraza mesnet markaların yanında hükümsüzlük davasına konu olabilecek davacı …’ye ait “…” ve “…” ibareli markaların bulunduğunu, bu markaların da davalının markası ile benzer olduğu gibi itiraza mesnet ve davacı …’ye ait markaların tanınmış marka olduğunu ileri sürerek YİDK kararının 556 Sayılı KHK’nın 8/1-b,8/4 ve 9/b gereğince iptalini, bu arada davalı başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davacı …’nin davacı …’den devraldığı, davalının marka başvurusuna itirazda dayanak gösterilen markalar ile davacı …’nin hükümsüzlük davasında dayandığı markaları davacı …. tarafından devralınmıştır.
Davalı TPE vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, marka başvurularının davacı markalarından farklı olduğunu, davacı markalarının tanınmış olduğu iddiasının ispata muhtaç bulunduğu, dava açıldığı tarihte markanın tescil edilmediği bu nedenle hükümsüzlük davası açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, kısmen benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu marka başvurusuna, markaları ….’ye devrolunan …’nin, itirazında dayandığı markalarının davalının marka başvurusuyla benzer olmadığı bu bakımdan YİDK kararının isabetli olduğu, YİDK kararının iptali istemine sıkı sıkıya bağlı bulunan ve Yargıtay içtihatlarıyla tescil edildiği taktirde başvurunun hükümsüzlüğü isteminin de dava edilebileceği kabul edilen bu davada, itiraza dayanak markalardan ayrı olarak, muterizin hukuken sahip olduğu marka ve hakların sınırını genişletecek biçimde, 39 adet yeni ve muterizden itiraza dayanak markaları devralan …’nin sahibi olduğu bir takım yeni markalara YİDK kararının iptali istemi bakımından dayanılamayacağı gibi, hükümsüzlük istemi yönünden de, itirazda bulunanın sahibi olmadığı bir takım marka yada diğer hakların bu davada ileri sürülmesinin ve buna dayalı iddiaların dinlenebilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı, zira YİDK kararının iptaline dayalı tescil edildiği takdirde markanın hükümsüzlüğü istemiyle dava açılması imkanının, sadece başvuruya süresinde itiraz eden ve takiben YİDK sürecini başlatıp takip eden kişi veya kişilere tanınmış hukuki bir imkan olduğu, aksine kabulün itiraz aşamasında sahip olunmayan bir hukuki durumun sonradan gerçekleştirilecek muvazaalı işlemlerle, başvuruya itiraz etmeyen kişilerin sahip olduğu marka yada hakların yapay bir şekilde devralınması veya somut olayda olduğu üzere, itiraza dayanak markaların bir üçüncü kişiye devri suretiyle, YİDK kararına bağlı olarak elde edilen tescil halinde markanın hükümsüzlüğü istemli bir dava hakkının elde edilmesi sonucunu doğuracağı, bu nedenlerle hükümsüzlük talebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, YİDK kararının iptali ve markanın tescili halinde hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davalı şirket markasının da yargılama sırasında tescil edildiği husunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı taraf, hükümsüzlük davası yönünden, davalı şirketin marka başvurusuna yaptıkları itirazlarında dayanak olarak gösterdikleri markalardan başka markalara da dayanmıştır.
Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca ve mahkemece de kabul edildiği üzere TPE YİDK kararının iptali için dava açılırken, yargılama sırasında başvuru marka olarak tescil edilir ise hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemi ile terditli dava açılması mümkün bulunmaktadır. Bu şekilde açılan hükümsüzlük davası, mahkeme kabulünün aksine, TPE YİDK kararının iptali davasına sıkı sıkıya bağlı bir dava olmayıp, TPE YİDK kararının iptali davasından bağımsız, ayrı bir davadır. Bu itibarla mahkemece, TPE YİDK kararının ve marka hükümsüzlüğü davasının ayrı davalar olduğu kabul edilip, hükümsüzlük davası yönünden tarafların delilleri değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile marka hükümsüzlüğü davasının yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.