YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18317
KARAR NO : 2015/3642
KARAR TARİHİ : 16.03.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kavak Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/09/2014 tarih ve 2014/90-2014/263 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin teminat amaçlı ve ticari alış verişleri nedeniyle …Ltd. Şti lehine düzenlediği 16.000,00 TL bedelli Kuvet Türk bankasına ait 0096058 no’lu çekin keşide tarihi 30/02/2012 olmasına rağmen bu tarihin 30/03/2014 olarak, bu tarihin hemen yanında yer alan 30/12/2012 tarihin de çizilerek 30/13/2013 olarak değiştirildiğini değişikliğin paraf edilmiş görünmesine rağmen bu şekilde bir düzeltmenin müvekkilince yapılmadığını, üzerinde tahrifat yapılan senedin çek vasfını yitirmiş olmasına rağmen ciro yolu ile devredildiğini, takas yolu ile Vakıflar Bankası Buğdaypazarı Şubesinde karşılıksız işlemine tabi tutulduğunu, bu durumun Merkez Bankası kayıtlarına intikal ettirildiğini, bu suretle müvekkilinin Merkez Bankası nezdinde ticari itibarının düşürüldüğünü, ileri sürerek, ihtiyati tedbir kararı verilmesine, çek aslının getirtilerek çek vasfını kaybettiğinin tespiti ile Merkez Bankası nezdindeki negatif kaydının düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka şubesi ile ihbar olunan … isimli firma arasındaki kredi sözleşmesinin teminatı olmak üzere Selçuk … tarafından verilen çekte keşide tarihi bulunduğunu ancak keşideci tarafından düzeltme yapıldığı düzeltme işleminin de imza altına alınmış olması nedeniyle dava konusu çekin kambiyo senedi vasfını taşıdığını, ayrıca banka tarafından karşılıksız kaydı düşülmek dışında davacı aleyhine herhangi bir hukuki işlem başlatılmadığını bu nedenle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını,
çek üzerindeki değişikliklerin müvekkilince yapılmadığını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İhbar olunan … Ambalaj Tem. Ürn. San. Tic. vekili, dava konusu çekin bedelinin lehtara ödendiğini, bu nedenle davanın müvekkiline ihbar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini istemiştir.
İhbar olunan …Market Unlu Mamüllerin Ürün ve Temizlik Hizm. Taş. Nak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin üzerinde yapılan değişiklikler sonucunda çek vasfını yitirmiş olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, senedin kambiyo senedi ( çek) vasfında olmadığının tespiti ile Merkez Bankası nezdinde düşülen “karşılıksız çek negatif kaydı”nın kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkilince düzenlenen çekin, keşide tarihinde değişiklik yapılmak suretiyle tahrif edildiğini iddia ederek, senedin çek vasfını yitirdiğinin tesbitini ve geçersiz çek nedeniyle Merkez Bankası nezdinde müvekkili aleyhine düşülen olumsuz kaydın kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece, kaydın kaldırılması talebine yönelik olumlu olumsuz bir karar verilmemiş sadece çekin geçerli olmadığına dair tespit kararı ile yetinilmiştir.
Tespit davası, HMK’nun 106/1. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre tespit davası, bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Genelde tespit davaları muhtemel bir eda davasını düşünerek o davanın temelini yada dava şartını oluşturacak bir hukuki ilişkinin önceden tespitini amaçlar. Böylece henüz şartları tamam olmadığı için açılamayan eda davası için ilerdeki hukuki ilişkinin açıklığa kavuşturulması bakımından, kesin delil olarak kullanılmak üzere açılabilir. Bu nedenle,uyuşmazlığın hukuki ilişkiye ait olması gerekir. Ayrıca,tespitte davacının hukuki yararı olması da zorunludur. Hukuki yararın varlığının kabulü için de,davacının davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerekir.
Somut olayda; davacı çek keşidecisi olup, çekin cirantaları ile hamiline karşı menfi tespit veya istirdat davası açma imkanına sahiptir. Yukarıda da açıklandığı üzere, davalı banka çekin kredi borcuna karşılık olarak müşterisi tarafından ciro edilerek kendilerine teslim edildiğini, dava konusu çekle ilgili olarak karşılıksız kaydı düşülmesi dışında davacı şirket aleyhine başlatılan bir takip bulunmadığını iddia etmiştir. Bu durumda açılan davada davacının hukuki yararının bulunmadığı gözetilmeksizin karar verilmesi doğru olmadığı gibi, karar başlığında davacı olarak,… Madeni Yağ Otogaz ve Akar Ürün San. ve Tic. Ve Ltd. Şti. ünvanına yer verilmesi gerekirken davacı şirket temsilcisi gerçek kişinin adının yazılması da doğru olmamış kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.