Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/18482 E. 2015/3194 K. 09.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18482
KARAR NO : 2015/3194
KARAR TARİHİ : 09.03.2015

FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17/07/2014 tarih ve 2014/147-2014/144 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, avukat olan müvekkilinin “…”, “…”, “…” ibareli markaların tescili için başvurduğunu, davalının 2008/07734 sayılı “…” ibareli markası mesnet gösterilerek başvuruların reddedildiğini, ancak redde mesnet markanın “hukuki hizmetler” başta olmak üzere bir çok hizmette kullanılmadığını iddia etmiş, bilahare HMK’nın 141’inci maddesi uyarınca iddialarını değiştirdiklerini, “…” ibaresinin hukuki danışmanlık hizmetleri alanında müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkilince marka haline getirildiğini, kullanımla ayırdedicilik kazandırıldığını, 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesi uyarınca tescil isteminin reddedilemeyeceğini, Türk Marka Hukuku’nda tescil ilkesi benimsenmişse de hakkın tescil ile değil ihdas, kullanma, ayırdecilik ve tanınmışlık kazandırma ile doğacağını ileri sürerek davalı adına tescilli 2008/07734 sayılı markanın 556 sayılı KHK’nın 8/3 ve 42’nci maddeleri uyarınca hükümsüz kılınmasını, aksi halde müvekkil markalarının davalı markasına tecavüz teşkil etmediğinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, avukatlık hizmetlerinin marka tesciline konu olamayacağını, davacının işbu davayı açmada hukuki yararının bulunmadığını, hükümsüzlük için Kanunda aranan 5 yıldır kullanılmama şartının gerçekleşmediğini, davacının zarar gören sıfatını ispatlayamadığını, müvekkilinin grup şirketlerine hukuk müşavirliği hizmeti verip faturalandırdığını, HMK 141. madde uyarınca ancak karşı tarafın muvafakatı ile iddianın değiştirilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketçe tescil olunan markayı oluşturan “…” ibaresinin şirketin ticaret ünvanının kılavuz sözcüğü olduğu, davacının “…” olan isminin bir bütün olarak marka tesciline konu edilmediği, dava konusu markanın davacının kişi adı olduğundan 556 sayılı KHK’nın 8/5 ve 42.maddelerine dayalı olarak hükümsüz kılınmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.