YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2032
KARAR NO : 2014/9382
KARAR TARİHİ : 20.05.2014
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/11/2013 tarih ve 2011/296-2013/391 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-davalı … vekili, müvekkilinin davalı şirketin %33 hissesine sahip olduğunu, 16.06.2011 tarihli genel kurula davet yazısının toplantıya 3 gün kala kendisine tebliğ edildiğini, rahatsızlığı nedeniyle bu genel kurula katılmadığı, gıyabında alınan çıkarılma kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürerek, davalı şirketin 16.06.2011 tarihli ortaklar genel kurulu toplantısının ve müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin kararın iptaline, davalı şirket tarafından ticari şirket ortaklığından çıkarılması ile ilgili birleşen davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin davalı-davacı şirketteki hissesinin değerinin karar tarihi itibari ile tespiti ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-davacı şirket vekili, davacının şirket çalışanları ve şirket ortaklarına karşı ticari ahlak kurallarına aykırı hareket ettiğini, bu davranışları nedeniyle 16.06.2011 tarihinde yapılan genel kurulda davacının şirket ortaklığından haklı nedenle çıkartılmasına karar verildiğini, çağrının usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen davacının bu toplantıya katılmadığını savunarak, davanın reddini, müvekkili şirket tarafından davalı …’in şirket ortaklığından çıkarılması ile ilgili birleşen dosyada açılan davanın kabülüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; toplantıya ilişkin çağrının toplantıdan 3 gün öncesine denk gelen 13/06/2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, toplantı çağrısının toplantıdan en az beş gün öncesinde yapılmasına ilişkin 6762 Sayılı …’nın madde 538. hükmüne aykırı hareket edildiği, ancak davacıya usulsüz çağrı yapılmış olmasının tek başına çıkarma kararının iptalini gerektirmediği, esas sermeyenin yarısından fazlasına sahip bulunan ortakların mutlak çoğunluğu ile ortaklar genel kurulunun ortaklıktan çıkarma kararı alması şartının yerine getirilmiş olduğu, … hakkında açılan ceza davasında yapılan yargılama neticesinde verilen 28/12/2011 tarih, 2011/647 K. sayılı kararda “…’in hakaret suçunun karşılıklı olarak işlendiği görülmekle olayın mahiyetine göre bu eylemden dolayı ceza vermekten vazgeçilmesine, ancak mala zarar verme eyleminden dolayı alt sınırdan ayrılarak 240 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına” karar verilmiş olduğu ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olduğu görülmekle davacı-davalı …’in diğer şirket ortağının şikayeti üzerine mala zarar verme suçundan aldığı bu mahkumiyet kararının, ortaklar arasındaki güven ilişkisini ortadan kaldıran ve davacı-davalıya isnad edilmesi mümkün olan bir durum olarak mütalaa edilebileceği; bu bakımdan davacı-davalı …’in ortaklıktan çıkarılmasının haklı sebebe dayandığı, buna göre, asıl davadaki çıkarma kararının iptali talebinin yerinde olmadığı, birleşen dosyadaki dava kapsamındaki çıkarma talebinin ise haklı sebeplere dayandığı gerekçesiyle, asıl davanın reddi ile davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin 16/06/2011 tarihli ortaklık kurulu toplantısının ve ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin kararın iptali talebinin reddine, birleşen davanın kabulü ile, davalı …’in şirket ortaklığından çıkarılmasına, davalı …’in şirketteki ayrılma payı olan 394.537,40 TL’nin davacı şirketten alınarak davalı …’e verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 26,10 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.