Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/2965 E. 2015/3009 K. 05.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2965
KARAR NO : 2015/3009
KARAR TARİHİ : 05.03.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01.10.2013 tarih ve 2011/134 – 2013/338 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.02.2015 günü hazır bulunan davacı asil … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı banka ile aralarında 20.06.2006 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, ancak sözleşmenin geçersiz olduğunu, zira 45 sayfalık sözleşmenin okuma-inceleme-teyit etme şansı olmadan, ilk ve son sayfasının imzalanmak ve tek nüshası alıkonulmak suretiyle hazırlandığını, sözleşmenin HUMK hükümlerine aykırı olduğunu ve BDDK denetiminden geçmeden hazırlandığını, 6098 sayılı TBK’nın 21. maddesi uyarınca genel işlem şartlarının içeriği hakkında bilgi verilmeden, öğrenme imkanı sağlanmadan ve karşı tarafça kabul edilmeden o işlem koşulunun yazılmamış sayılacağını ileri sürerek, 67.848,78 TL faiz borcu olmadığının tespitini, buna istinaden ödenen 134.011,11 TL faizden şimdilik 10.000 TL’nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile fazladan ödenen 134.011,11 TL faizle ilgili 66.320,01 TL’sinin 20.06.2007 tarihinden, 67.710 TL’sinin 02.08.2007 tarihinden itibaren % 126 temerrüt faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında mahkemenin 2007/298 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde, ileri tarihli döviz alım (forward) sözleşmesinin kurulmadığının ve bu nedenle davacının davalı Banka tarafından keşide edilen 27.06.2007 tarihli ihtarnamede belirtilen 340.072,20 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, kararın kesinleşmiş olduğu, somut uyuşmazlığın ise 24.06.2006 tarihinde davacının talimatı ile kurulan spot kredisi sözleşmesine göre incelenmesi gerektiği, davalının 20.06.2006 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesine dayanmış olsa da bu sözleşmenin bağlayıcı olmadığının 2007/298 E.-2009/379 K. sayılı ilam ile kesin hüküm şeklinde kabul edildiği, taraflar arasındaki 24.06.2006 tarihli spot kredisi sözleşmesine göre, olayda vadeden önce kredinin ödenmesini gerektirecek bir durumun bulunmadığı gibi, bankanın krediyi kat etme gerekçesinin taraflar arasındaki başka bir forward işleminden cayılması ve bundan kaynaklı borcun ödenmeyeceği şeklindeki davacının 22.05.2007 tarihli dilekçesi olduğu, bu gerekçenin haklılığının mahkemenin 2007/298 E.-2009/379 K. sayılı ilamında forward işleminin kurulmadığı ve davacının borçlu olmadığı şeklindeki kararla ortadan kalktığı, buna göre davalı banka lehine krediyi erken talep etme imkanının söz konusu olmadığı ve buna bağlı olarak da 67.848,78 TL temerrüt faizi alacağının oluşmadığı, ayrıca spot kredisi dolayısıyla davacıdan alınan 134.011,11 TL faiz tutarı yönünden de bankanın tahsil ettiği faiz tutarları kadar sebepsiz yere zenginleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 134.011,11 TL faizle ilgili davalıya borçlu olmadığının tespitine, 66.320,01 TL’nin 20.06.2007 tarihinden 67.710 TL’nin 02.08.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve işbu davanın konusunu oluşturan spot kredisi sözleşmesinin, davalı Banka tarafından, davacının döviz alım (forward) kredisini ödemeyeceğine dair 22.05.2007 tarihli dilekçesi üzerine kat edildiğinin (örneğin davalı Bankanın … İcra Mahkemesi’nin 2007/958 E. sayılı dosyasına sunduğu 26.10.2007 tarihli dilekçesi), yine taraflar arasında döviz alım (forward) kredisi sözleşmesinin ise geçerli şekilde kurulmadığının (… Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kesinleşen 16.12.2009 tarih ve 2007/298 E.-2009/379 K. sayılı ilamı), dolayısıyla davalının işbu davanın konusunu oluşturan spot kredisi sözleşmesinin kat’ı işleminin haksız olduğunun ve davacıdan bu nedenle alınan temerrüt faizlerinin de iade edilmesi gerektiğinin, yine davacı tarafından işbu dava konusu 66.320,01 TL ve 67.710 TL faiz ödemelerinin ihtirazi kayıtla yapıldığının dosya kapsamı ile sabit olmasına göre, davacı vekilinin tüm ve mümeyyiz davalı Banka vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, somut uyuşmazlıkta davacı taraf vekille temsil edilmemiş, yargılamanın hiçbir aşamasında da bir avukattan hukuki yardım almamıştır. Bu durum karşısında mahkemece davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değilse de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yargılamanın yeniden icrasını gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca, davalı Banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm ve davalı Banka vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının, davacı vekilinin hizmet ve mesaisine karşılık 12.772,40 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair 6 bendinde yer alan tüm ibarelerin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerel mahkeme kararının HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 2.260,30 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.