Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/354 E. 2014/19354 K. 09.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/354
KARAR NO : 2014/19354
KARAR TARİHİ : 09.12.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … (Kapatılan) 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/06/2013 tarih ve 2011/519-2013/190 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09/12/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin taşeronluğunu üstlendiği inşaatın davalı tarafından ‘İnşaat Bütün Riskler Sigortası’ poliçesiyle sigorta örtüsüne alındığını, yapılan inşaatın C1-7 ve C2-8 blokların temellerinde eğilme formunda deplasmanların ortaya çıktığını, zemin etüd rapor dahil tüm çalışmalarda bir eksiklik olmadığını, hasarın nedeninin temellerin altında meydana gelen şev hareketine bağlı olduğunun belirlendiği, çevrede yapılan çalışmalarda mevcut bitki örtüsü ve doğal topografyanın bozulduğunu, hemen kuvvetlendirici önlemlerin alındığını, normal koşullarda böyle bir zemin hareketinin öngörülmesinin mümkün bulunmadığını, ekspertiz incelemesi sonucu az bir bedelin ödenmesinin teklif edildiğini, davalının tazminat ödemesi yapmadığını ileri sürerek, 3.116.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
Davalı vekili, sigorta ettiren davacı ise de sigortalının TOKİ bulunduğunu, anılan Kurumca davaya muvafakat verilmesi gerektiğini, poliçenin A.4.h maddesi uyarınca plan, proje veya hesap hatasından dolayı sigortalı mallarda meydana gelecek fiziksel ziya ve hasarların teminat dışı tutulduğunu, temellerde yer altı suyuna rastlandığını, zemin etüd raporunda bu yönde bir belirleme olmadığını, sonraki yapılan tespitler ile kesin ekspertiz raporunun da durumu teyit ettiğini, esasen, istenilen tazminatın fahiş bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında geçerli sigorta sözleşmesi bulunduğu, davacı şirket tarafından imal edilen C1-7 ve C1-8 numaralı blokların temellerinde eğilme ve deplasman oluştuğu, uyuşmazlığın gerçekleşen rizikonun sigorta poliçesi genel şartları A4 maddesinde belirtilen teminat dışı haller kapsamında olup olmadığı noktasında toplandığı, sigorta poliçesinde davacının sigorta ettiren, sigortalının ise TOKİ gösterildiği, yapılan sigorta başkası hesabına sigorta olduğu, başkası hesabına sigorta da tam üçüncü şahıs lehine sigorta bulunduğu, mülga TTK’nın 1446/II’ye göre, sigorta ettiren poliçe elinde ise, sigortalının ayrıca muvafakatine gerek olmaksızın tazminatı talep edebileceği, sigorta poliçesi elinde değilse, aynı hükmün 3. bendi uyarınca, sigortalının sigortaya muvafakati ile sigorta ettirene ödeme yapılacağı, sigortalının sadece kendi lehine sigorta yapılmasına muvafakat etmesinin yeterli olduğu, ayrıca tazminatın ödenmesinde ödemeye de muvafakat etmesinin şart bulunmadığı, riskin, blokların temellerinin oturmalarının bir miktar farklı olmasından kaynaklandığı, temel zemininin iyi hazırlanmaması, temel kazısı sırasında temel çukuruna dolan suların temel zeminine sızması veya 30 cm kalınlıkta temel altı granür tabakaya su sızarak birikmesinin zemini yumuşatıp zeminde ilave zayıflamaya neden olmuş olmasının muhtemel nedenler arasında sayılacağı, 15-20 derece eğimli kil zeminde karadeniz killerinde gözlenen “klip” şeklinde deformasyanlar olması ihtimalinin düşünüleceği, sonuç olarak, binaların farklı deformasyonlarında önceden tahmin edilemeyen zemin davranışının “asli” temel altında bulunan nisbeten “zayıf” zeminin mevcudiyeti, temel zemininin iyi hazırlanmamış olması, temel zemine sızan sulara mani olunamamasının “tali” etkisi olduğunun değerlendirildiği, kural olarak, işinin uzmanı olan yüklenicinin basiretli bir tacir gibi davranarak eseri meydana getirmeyi üstlendiği, işin yapılacağı yerin doğal yapısına göre, 15-20 derece eğimli kil zeminde karadeniz killerinde gözlenen “klip” şeklinde deformasyanlar olması ihtimali/C1-8 ve C1-7 nolu blokların %20 eğimli arazide inşa edildiği, bilirkişi raporunun 8. sayfasında C1-7 blok inşaatının temel girişinin siltli kil/nisbeten zayıf tabak üzerine inşa edildiği gibi, binanın temelinin iki kenarında farklı derinliklere zemine sahip olduğu, gelişen inşaat teknolojisi ve inşaat sektöründe yükselen standart ile kamu idaresine toplu konut inşa eden tacirin özen yükümlülüğü dikkate alındığında teknik bilirkişilerin bu noktayı tali kusur kabulü yönündeki görüşünün kabul edilmediği, bu hususun saptanan teknik değerlendirmeye göre hayatın olağan akışına ve teknik bir değerlendirmeler ışığında “kusura” yönelik bulunduğu, açıklanan saptamalar ve hukuki değerlendirmelere göre söz konusu kuralların ihlali ile gerçekleşen zayi ve hasarda asli kusur kabul edilmiş olduğu, dava konusu C1-7 ve C1-8 nolu bloklardaki hasarın, ön plandaki/hasar ile doğrudan ilişkisi bulunan nedene bağlı olarak binaların temellerinin inşaat sektöründe genel kabul görmüş inşaat bilim-tekniği kurallarına uygun yapılmasından kaynaklandığı, inşaat Sigortası Genel Şartlarının A.4 maddesinin (h) bendi ile plan, proje veya hesap hatasından dolayı sigortalı mallarda meydana gelecek fiziksel ziya ve hasarlar sigorta teminatı dışında bırakıldığı dikkate alındığında inşaat sigortası bakımından sigorta ettirene sözleşme ile dolaylı olarak yüklenmiş bir yan yükümlülük olduğu, işinin uzmanı ve tacir olan davacı/yüklenicinin eser sözlemesi kapsamındaki işi ifa ederken kontrol ve uyarı görevini yerine getirmediği, kusurlu bulunduğu, davacı/yüklenicinin, mülga BK’nın 357/son maddesine göre uyarı mükellefiyetini yerine getirmediği, tehlikeyi/rizikoları ortadan kaldıracak önlemleri almadan işe başlaması ve devam etmesinde kusurlu olduğu, oluşan hasarın sigorta teminat dışında bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 09/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.