Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/5142 E. 2015/2884 K. 03.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5142
KARAR NO : 2015/2884
KARAR TARİHİ : 03.03.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/12/2013 tarih ve 2012/503-2013/400 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/03/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %5 hisse oranında ortağı olduğunu, müvekkilinin %5 olan hisse oranını çok küçük miktarlara düşürmek amacıyla şirketin 2.000.000,00 TL olan sermayesinin yaklaşık olarak %75 oranında abartılı bir artış ile 1.478.000,00 TL arttırılarak 3.478.000,00 TL’ye çıkartma kararı aldığını, yönetim kurulunun bu teklifi 17/12/2008 tarihli genel kuruldan oylandığını ve müvekkilinin muhalefet oyuna ve muhalefet şerhine rağmen kabul edildiğini, davalı şirketin sermaye arttırımına ihtiyacı olmadığını ileri sürerek sermaye arttırımına ilişkin 17/12/2008 tarihli genel kurul kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı şirketin davacının katılımı ile 14/04/2003 tarihinde 2.000.000,00 TL esas sermaye ile diyaliz kliniği işletmek ve bu konuda faaliyet gösteren işletmelere ortak olmak amacıyla kurulduğunu, davalının iştiraklerinin bulunduğunu, davalı şirket ve iştiraklerinin zarar ettiğini, davalı şirketin sermayesinin kendi sermaye ihtiyacı için belirlenen 674.000,00 TL ile iştiraklerinin sermaye artışı için gerekli olan 804.000,00 TL olmak üzere toplam 1.478.000,00 TL arttırıldığını, söz konusu nakit ihtiyacını geçmiş dönem karlarından karşılanmasının mümkün olmadığını, sermaye attırım kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “davalı şirketin düzenli kâr dağıtımını gerçekleştirebilmek için gerçekten de sermaye arttırımına ihtiyaç bulunup bulunmadığı hususunda iktisat/ekonomi alanında uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetinden ayrıntılı rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı şirketin öz kaynaklarının tamamına yakınını diğer iştiraklerine aktardığı, bu nedenle davalı şirketin nakit sıkıntısına girerek kar payı dağıtamadığı, sektörde hizmet bedellerinin artmamasına rağmen başka şirketlere ortak olunması nedeniyle davalı şirketin nakit dengesinin hızla bozulduğu, sermaye artışına gitmeden önce bu ortaklıklardaki sermayenin geri çekilmesi yoluna gidilmediği, bu şekilde azınlık hisse sahiplerinin ve davalı şirketin menfaatlerinin daha sağlıklı olarak korunabileceği, bu nedenle sermaye artırımının gerekli olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 17.12.2008 tarihli genel kurulunda alınan sermaye artırım kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, anonim şirket genel kurul toplantısında alınan sermaye artırım kararın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, sermaye artırımına gerek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda “mali tablolardaki hesaplamalara göre davalı şirketin başarılı bir şekilde yönetilmediği, şirketin alacaklarının tamamına yakınının SGK’dan olduğu, borçlarının büyük bir kısmının ise ortaklardan … Şirketine olduğu, yine şirketin özkaynaklarının tamamına yakınının sermaye olarak bağlı iştiraklerde kullanıldığı, başka şirketlere ortak olunması nedeniyle davalı şirketin nakit dengesinin hızla bozulduğu, sermaye artışına gitmeden önce bu ortaklıklardaki sermayenin geri çekilerek nakit ihtiyacının giderebileceği, böylelikle gerek küçük ortakların ve gerekse de davalı şirketin menfaatlerinin daha sağlıklı olarak korunabileceği, bu yolun denenmeden doğrudan sermaye artırımına gidilmesinin doğru olmadığı” belirtilmiştir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davalı şirketin özkaynaklarının büyük bir kısmının bağlı ortaklıklarda kullanılmasının, SGK’dan olan alacakların tahsil edilememiş olmasının ve şirketin mal alımlarından kaynaklı borçlarının mevcut olmasının şirketin kar dağıtma amacına ulaşması için sermaye artırımına ihtiyaç oluşturduğu sabit olup, davalı şirketin sermaye artırımına ihtiyaç duymasını gerektirir şekilde mali sıkıntıya girmesine neden olunması, ancak şirketin kötü yönetilmesi iddiası ile açılacak sorumluluk davasına konu olabileceği, bu durum salt sermaye artırım kararının yanlış veya kötüniyetli olarak yapıldığı anlamına gelmez.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 03/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.