Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/7640 E. 2014/16063 K. 21.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7640
KARAR NO : 2014/16063
KARAR TARİHİ : 21.10.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/02/2008 tarih ve 2006/551-2008/41 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 17.12.2003 tarihinde müvekkilinin ticari kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmesinin bir suretinin müvekkiline verilmediğini, başlangıçta kredi ticari kredi olarak kullandırılmış ise de, daha sonra bireysel krediye çevrildiğini, ancak buna rağmen ticari kredilere uygulanan faiz uygulandığını, asıl borçlunun ilk taksitten itibaren sorumluluklarını yerine getirmediğini, kefil olan müvekkilinin kredinin ilk taksidinden itibaren taksitlerini aksatmadan gününde ödediğini, temerrüdün gerçekleşmemesine rağmen, icra takibi başlattığını, müvekkilinden fazla tememerrüt faizi tahsil edildiğini, ihtarnamenin ise icra takibinden sonra gönderdiğini, sözleşmede öngörülmemesine rağmen davalı bankanın müvekiline ait taşınmaza ipotek koyduğunu ve asıl borçlu atlanarak müvekkili hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe giriştiğini, müvekkilinin 14.000,00 TL faiz ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin takip tarihinden önce yaptığı ödemelerin borçtan düşülmediğini, davalı bankanın müvekkili adına gelen 2.000,00 TL’lik havaleye de bloke koyarak tahsil ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 40.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kefil sıfatıyla yer aldığı kredinin ticari kredi olduğunu, genel kredi sözleşmesinde cari ve temerrüt faiz oranlarının açıkca tespit edildiğini, davacıya tebliğ edilen kat ihtarı ile temerrüdün oluştuğunu, alacağın teminatı olan ipoteğin paraya çevrilmesinin talep edilmesinin alacaklının tabi bir hakkı olup aynı zamanda İİK’dan doğan bir zorunluluk olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının kefil-garanti veren sıfatıyla imzaladığı kredi sözleşmesine istinaden verdiği kredinin tahsili amacıyla davacı hakkında yaptığı işlem ve takiplerde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.