Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/7885 E. 2014/18230 K. 24.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7885
KARAR NO : 2014/18230
KARAR TARİHİ : 24.11.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/12/2013 tarih ve 2013/254-2013/319 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili donatanın sahibi olduğu…. Gemisi’nin davalı … şirketine 12/07/2008 – 12/08/2009 tarihleri arasında tekne sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigortalı geminin 24/12/2008 ve 23/01/2009 tarihlerinde İstanköy (Kos) adasında şiddetli fırtına nedeni ile iki defa karaya oturduğunu, durumun tekne ve aynı zamanda yük sigortacısı olan davalıya ihbar edildiğini, davalı … şirketinin tayin ettiği eksperin hasar tespit çalışmalarına başladığını, bu arada müşterek avarya ilan edilmesinin kararlaştırıldığını ve Londra’dan avarya komiseri tayin edildiğini, davalı şirketin dispeç raporunun tamamlanmasını beklemeden ve donatanın bilgisi dışında gerçek zararın çok altında bir meblağı “gemi işletme müteahhidinden” ibraname alma koşulu ile ödediğini, davalı … şirketinden 2.761.029,53 USD munzam zarar talebinde bulunulduğunu, sonuç alınamaması üzerine de davalar açıldığını, bu davalar sırasında tarafların bir araya gelerek hakem tayin edilmesine karar verdiğini ancak hakem tarafından tanzim edilen raporun müvekkilinin gerçek zararının beşte birini bile karşılamadığını, davalı şirket ile imzalanmak zorunda kalınan protokol gereği hakemin belirlemiş olduğu tazminatın müvekkiline ödendiğini, davalı sigortacının sigorta tazminatını zamanında ödememesi nedeniyle ödediği cezai şart tazminatları, yasal avukatlık ücreti, takip ve dava masrafı, kendi alacaklılarına ödedikleri temerrüt faizinin munzam zarar oluşturduğunu ileri sürerek 650.000 USD’lik tazminatın temerrüt tarihi olan 14/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere uygulanacak en yüksek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunmuş, esasa yönelik olarak da taraflar arasında imzalanan ve kesin hüküm teşkil eden protokol gereği seçilen hakemin hazırladığı rapora göre ödeme yapıldığını ve müvekkilinin ibra edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamı ve taraflar arasında düzenlenen sulh protokolüne göre, sigortalı/donatanın, ihtilaf konusu olayla ilgili olarak gerek yurtiçinde gerek yurtdışında başlatmış/başlatacak olduğu bütün dava ve sair hukuki prosedürlerden sigorta şirketi lehine kayıtsız şartsız feragat ettiği, davalı … şirketinin, sigortalının önceki ödemeyi aşan tutarda zararı var ise bu zararı donatan ilgilisi Kerim İnandı hesabına ödediğinde sigortalının Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketini kesin olarak ibra etmiş olacağı, başkaca hiçbir hak ve alacaklarının kalmamış olacağını peşinen ve gayrikabili rücu biçimde kabul ve taahhüt ettikleri, ödeme tamamlandığında davalı … şirketinin ibra edilmiş olacağının kararlaştırıldığı, bu itibarla davacının protokolün düzenlenmesinden sonra açtığı işbu davanın protokolün 2.6 ve 2.7. maddeleri kapsamında kaldığı, sözleşmeye munzam zarara ilişkin herhangi bir ihtirazi kayıt konmadığı, davacının sözleşmenin 2.6. maddesi ile şüpheli olan bütün alacaklarından vazgeçtiği ve 2.7. maddesi ile davalı … şirketini ibra ettiği ve ibranın da borcu sona erdiren sebeplerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 24.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.