YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8073
KARAR NO : 2015/5387
KARAR TARİHİ : 17.04.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2013 tarih ve 2012/590-2013/992 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı … mirasçıları vekili ve davalı … tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.04.2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asil … ve davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin diş hekimi olup, … İş Merkezi’nde muayenehanesinin bulunduğunu, 10.05.2008 tarihinde davalılardan …’ın yaptırmakta olduğu inşaat nedeniyle bu inşaatın yıkım çalışmaları sürdürülürken gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi sonucu müvekkilinin faaliyet gösterdiği muayenehanesinin duvarının yıkıldığını, bu yıkım nedeniyle yeni satın almış olduğu tıbbi malzemelerin hasarlandığını, … adına yapılan inşaatı sürdürenin davalı … olup, yıkım aracını kullananın da davalı … olduğunu, mal sahibi …’nın da kusurlu inşa edilen binadan dolayı meydana gelen zarardan sorumlu bulunduğunu, müvekkiline ait işyerinin sigortalı olmasına rağmen davalı sigorta şirketinin oluşan zararı ödemediğini, müvekkilinin bu olay nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, davalıların meydana gelen zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, 5.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsilini, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılan maddi tazminata ilişkin davada ise yargılama sırasında yapılan ıslah ile toplam 61.806,32 TL maddi zararın davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, davaya konu olayın sigorta teminatı dışında kaldığını, poliçede teminat altına alınmayan olaydan kaynaklanan zarardan dolayı müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını savunarak, müvekkili hakkındaki davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, davacıya ait bağımsız bölümün dış duvarı olmayıp, müvekkiline ait binanın dış duvarını kullandığını, bu durumun müvekkili tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin gerekli tedbirleri alarak kendine ait bölgede yıkım yaptığını, olayda bir kusurunun bulunmadığını savunarak, müvekkili aleyhine açılan davanın reddini istemiştir.
Davalı… vekili, davacının müvekkilinin kiracısı olduğunu, davaya konu yıkım olayı nedeniyle müvekkilinin hissedarı olduğu inşaatın da zarar gördüğünü, bu nedenle müvekkilinin zarar gören konumunda olduğunu savunarak, müvekkili hakkındaki davanın reddini istemiştir.
Davalı …, yıkımı gerekli tedbirleri aldıktan sonra yaptıklarını, zarardan yıktıkları binanın duvarlarını kullanan davacı ve bina sahibinin sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, davalı … da yıkım işini …’tan aldığını, kendisinin bir kusuru olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, söz konusu binada yıkım işlemini gerçekleştiren davalılar … ile …’un, davacının iş yerinin zarara uğramaması için alabilecekleri önlemlerin bulunmasına rağmen bu önlemleri almadıkları, bina maliki olan davalı …’ın binanın yıkım işini kendisinin yapmadığı, bu iş için diğer davalıları görevlendirdiği, görevlendirdiği kişiler ile arasında vekalet ilişkisi bulunduğu ve yıkımı yapanlar üzerinde denetim ve gözetim yükümlülüğünün olduğunun davalılar …’ın ve …’un beyanlarından anlaşıldığı, anılan davalıların açıklanan nedenlerle oluşan zarardan sorumlu bulundukları, davacının faaliyet gösterdiği iş yerinin maliki olan diğer davalı …’nın da gerek kira akdi nedeniyle ve gerekse bina maliki olması nedeniyle zarardan sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketinin ise herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı Sigorta hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 49.688,87 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte anılan davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı … mirasçıları vekili ile davalı … temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı …’un aşağıdaki 2 nolu bendin, davalı … mirasçıları vekilinin aşağıdaki (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının kiracısı olduğu muayenehanenin içinde bulunduğu iş merkezinin yanındaki binanın yıkım çalışmaları sırasında söz konusu muayenehanenin hasar görmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 10.05.2012 günlü ilamıyla, “yıkımı yapanların ancak yıkım sırasında davacının faaliyet gösterdiği iş yerinin zarara uğramaması için alabilecekleri bir önlemin olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre yıkımı yapanların meydana gelen zarar nedeniyle sorumluluklarının tartışılması” gerekçesiyle mümeyyiz davalı … yararına, “Yıkılan binanın maliki olan davalı … ise binanın yıkımı işini kendisi yapmayıp, bu iş için başkalarını görevlendirmiş olmasına göre yıkımı yapanlar üzerinde denetim ve gözetim borcunun olup olmadığının araştırılması, eğer gözetim ve denetim borcu yoksa meydana gelen zarardan dolayı ne haksız eylem faili, ne de adam çalıştıran olarak sorumlu tutulamayacağının göz önüne alınması” gerekçesiyle davalı … yararına bozulmasına karar verilmiş olup, mahkemece bozmaya uyularak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir. Zira, bozma ilamına uyulduktan sonra daha önce rapor düzenleyen inşaat mühendisi bilirkişiden alınan 24.12.2012 tarihli ek raporda, genel olarak kök raporda yapılan açıklamalar tekrar edilmiş, anılan bozma ilamında açıklanan hususlar çerçevesinde denetime elverişli bir inceleme yapılmamıştır. Bu itibarla mahkemece, davacıya ait muayenehanenin, yıkım yapılan bina tarafındaki duvarının olmadığı, muayenehanede, yıkımı yapılan binaya ait duvarın kullanıldığı ve zararın da bu sebepten kaynaklandığı hususları gözetilerek, uyulan bozma ilamı uyarınca yıkımı fiilen gerçekleştiren davalı …’un, davacının faaliyet gösterdiği iş yerinin zarara uğramaması için alabileceği bir önlemin olup olmadığı hususunda denetime elverişli ve gerekçeli yeni bir bilirkişi raporu alınması ve davalı …’un zarardan sorumlu olduğu sonucuna varılması halinde somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga BK’nun 44. maddesinin değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı … yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, mahkemece bina maliki olan davalı …’ın, binanın yıkımı için görevlendirdiği kişiler ile arasında vekalet ilişkisi olduğunun ve yıkımı yapanlar üzerinde denetim ve gözetim borcunun bulunduğunun davalılar … ile…’un beyanlarından ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle anılan davalının zarardan sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar davalı … bozma sonrası 24.12.2013 tarihli oturumda, davalı …’ın yanında işçi olarak çalıştığını beyan etmiş ise de aynı davalı, 03.03.2009 tarihinde yapılan keşifte, binanın yıkım ve yapım işini kendisinin üstlendiğini bildirmiştir. Bu haliyle davalı …’ın aşamalardaki çelişkili beyanlarından bir sonuca varılması mümkün değildir. Yine dosyaya sunulan ve davalı … tarafından diğer davalı …’ın vekil tayin edilmesine ilişkin 07.01.2008 tarihli vekaletname içeriğinden de dava konusu yıkım işinde davalıların rollerinin ve sorumluluklarının ne olduğu anlaşılamamaktadır. O halde, mahkemece ilgili belediyeden dava konusu işe ilişkin belgeler de getirtilmek suretiyle davalıların konumlarının kesin bir biçimde belirlenmesi ve buna göre yıkılan binanın maliki olan davalı …’ın, yıkımı yapanlar üzerinde denetim ve gözetim borcunun olup olmadığının araştırılması ile oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de davalı … mirasçıları yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı … mirasçıları vekili ile davalı …’un sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …’un, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 17/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.