YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8646
KARAR NO : 2015/6401
KARAR TARİHİ : 05.05.2015
MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/03/2014 tarih ve 2014/22-2014/59 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.04.2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 07.03.2008 tarihinde Finansbodro sözleşmesi aktedildiğini, bu sözleşme uyarınca 3 yıl süreyle davalı nezdinde çalışan işçilerin maaş ödemelerinin müvekkili banka aracılığıyla ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalı şirketin ortalama 1200 personel çalıştırdığı hususunda taahütlerde bulunduğunu, müvekklili bankanın sözleşme kapsamında davalıya 420.000,00TL’lik promosyon bedeli ödediğini, sözleşmenin kurulmasından sonra ilk yılda ortalama 1300 personelin maaş ödemesi yapılırken, personel sayısının sitematik olarak azaldığını, Mayıs 2009 tarihinde 884, Ağustos 2009 tarihinde 373 ve Aralık 2009 yılında ise sadece 9 personele düştüğünü, davalının neredeyse tüm personelini işten çıkartarak MK 2. maddesine aykırı davrandığını, sözleşmeye aykırı hareket eden davalının sözleşmenin 16. maddesi uyarınca 420.000,00TL’lik cezai şart ödemesi gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00TL’nin faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle de toplam talebini 237.288,14 TL’ye çıkartmıştır.
Davalı vekili, sözleşmede personel adedi taahüdüne ilişkin bir hüküm bulunmadığını, sözleşmenin imza edildiği dönemde 1200 personel bulunmakta iken ilerleyen aylarda personel sayısının 1600-1700 rakamına ulaştığını, davacının personel sayısının azalmasından yakınırken artıştan menfaat sağlamasının MK 2. maddesine aykırı olduğunu, müvekkili tarafından sözleşmenin uygulanmasının olanaksız hale getirilmesi/ihlali sözkonusu olmadığını, sözleşmenin 16. maddesi uyarınca cezai şart istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, taraflar arasında aktedilen sözleşmenin 16. maddesine göre davalı kurumun sözleşmede yazılı taahhütlerinden her hangi birini gününde ve tam olarak yerine getirmemesi halinde veya sözleşme süresi içinde sözleşmenin uygulanmasının fiilen durdurması, vazgeçmesi ya da sözleşmeyi süresinden önce feshetmesi halinde 420.000-TL cezai şart ödeyeceğinin belirtildiği, somut olaya gerek BK ve gerekse taraflar arasındaki sözleşme hükümleri çerçevesinde yaklaşıldığında, yıllar itibariyle davalı şirketteki işçi sayısındaki azalmanın sözleşmenin ihlali olarak kararlaştırılmadığı, işçi sayısında azalma olması halinde bunun davalının taahhüdünü ihlali şeklinde yorumlanacağına dair de bir düzenleme bulunmadığı, davalının sözleşmeyi feshetmediği gibi sözleşmenin uygulanmasını fiilen durdurması şeklinde bir davranışına da rastlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretini davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 05.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.