Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/9142 E. 2015/5967 K. 28.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9142
KARAR NO : 2015/5967
KARAR TARİHİ : 28.04.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/03/2014 tarih ve 2011/315-2014/116 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28/04/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 20.000 TL ve 7.000 TL bedelli iki adet bonoyu protestolu tahsil için davalıya teslim ettiğini, vadesi geldiği zaman itibariyle bonoların kaybedildiğini, davalıya tazmin için dava açıldığını, bonoların borçlusu aleyhine dava açılmadan veya takip yapılmadan doğrudan dava açılamayacağı gerekçesiyle reddine karar verildiğini, davalının aldığı zayi belgesiyle borçlusu aleyhine takip yapıldığını, ancak vade tarihleri itibariyle borcu karşılayacak malvarlığı olan borçlunun kaybı fırsat bilerek mallarını kaçırdığını, banka hesaplarını boşalttığını, neticede takibin sonuçsuz kaldığını, borç ödenmeden aciz belgesi alındığını, davalının zarara neden olduğunu ileri sürerek, 20.000 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin 30.10.2005 tarihinden itibaren en yüksek banka faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın alacak davası olarak açılamayacağını, asıl borçlunun aciz içinde olması nedeniyle davacının alacağına kavuşamadığını, müvekkilinin kusurunun olmadığını, zayi nedeniyle mallarını kaçırma iddiasının soyut kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava dışı bono keşidecisinin davaya konu bonoların kaybından yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engellemek için üzerinde bulunan taşınmazı ve araçları başkalarına devrettiği, hesaplardaki paraları çektiği, davalı bankanın bonoların kaybedilmesinde kusurlu olduğu, davacının ise bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile bono bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankaya tahsil amacıyla verilen bonoların davalı banka tarafından kaybedilmesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı bankaya tahsil amacıyla verilen iki ayrı bononun davalı tarafından kaybedildiğini, bono keşidecisi hakkında başlattıkları icra takibinin olumsuz sonuçlandığını ve hakkında aciz vesikası alındığını, müvekkilinin uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Yerel mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma kararında, davaya konu edilen bonoların vade tarihleri itibariyle bono keşidecisinin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması gerektiği konusuna temas edilmiş, mahkemece bu kapsamda ilgili birimlerle yapılan yazışmalar sonunda dava dışı bono borçlusunun mali durumunun tespitine çalışılmıştır. Araştırma kapsamında gelen yazı cevapları ve içerikleri incelendiğinde, bono keşidecisinin malvarlığını devre ilişkin bir kısım faaliyetinin dava konusu bonoların vade ve keşide tarihlerinin öncesi dönemlere tarihlendiği, bir kısmının ise bono borçlusu hakkında alınan aciz vesikasından çok sonrasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Ancak mahkemece dava dışı bono borçlusunun davaya konu edilen bonoların kaybından yararlanmak suretiyle üzerinde bulunan mal varlığını devredip harcadığı hususuna değinilmişse de; bono keşidecisinin bu eylemlerinin hangilerinin bonoların vade tarihleri ile aciz vesikasının alındığı tarihlere isabet ettiği açıklanıp tartışılmış değildir. Bu haliyle mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verilmişse de; bozma gereklerinin yerine getirildiğinden söz edilemez. O halde mahkemece dava dışı bono keşidecisinin bonoların kaybından yararlanmak suretiyle vade ve aciz belgesinin alındığı tarihler itibari ile yaptığı işlemler tek tek değerlendirilmek ve açıklanmak suretiyle, davalı bankanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı belirlenerek sonuca gidilmek gerekirken, soyut gerekçeyle davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 28/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.