Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/10052 E. 2015/11562 K. 04.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10052
KARAR NO : 2015/11562
KARAR TARİHİ : 04.11.2015

MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/04/2014
NUMARASI : 2013/75-2014/141

Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/04/2014 tarih ve 2013/75-2014/141 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı firmaya borç verildiğini, borcun bir kısmının ödendiğini, ödenmeyen 847.098,32 TL için başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazının iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili, tarafların 05/12/2012 tarihli protokolde taahhütname başlıklı belge ile tarafların birbirlerini ibra ettiklerini, davacının müvekkiline ödünç vermediğini, müvekkiline olan mevcut borçlarını ödediğini savunarak, davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının icra takibine dayanak yapılan banka makbuzları aracılığı ile davalıya borç para verildiği iddiasını ispatlayamadığı, 05/12/2012 tarihi itibari ile davalının borcunun bulunmadığının taahhütname başlıklı sözleşmeden de açıkca anlaşıldığı gerekçesi ile davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, borç verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, davacının borç para verdiğini ispatlayamadığı ve taraflar arasında düzenlenen taahhütnameden borcun bulunmadığının anlaşıldığı, bu belgenin ibra mahiyetinde olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Ancak, davacının iddia ettiği alacak tutarı davalının defterlerinde de davacının alacağı olarak kayıtlı iken, “protokol gereği” gerekçesiyle hesap kapatılmıştır. Bu nedenle, banka havalesiyle gönderilen paraların havalenin hukuki niteliği gözetilerek mevcut bir borcun ödemesi olduğu ve alacağın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru olmamıştır. Ayrıca, ibra mahiyetinde görülen taahhütname bizzat davacı tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilmiş olup davacı, taahhütname, protokol ve yine dava dilekçesi ekinde ibraz edilen davalı şirketin iki ortağının da imzasını içeren cari hesap tablolarını sunmuş ve bu belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiş ve taahhütnamede “… şirket temsilcileri tarafından şerhsiz ve şartsız olarak kabul edilenler şirket borcu sayılacaktır …” şeklindeki belirlemenin değerlendirme dışında bırakıldığını beyan etmiştir. Bu durumda, mahkemece davacının ibraz ettiği tüm deliller birlikte değerlendirilmek ve cari hesap tablosunun hangi aşamada düzenlendiği üzerinde de durulup taahhütname karşısında geçerliliği tartışılmak suretiyle bir karar vermek gerekirken eksik değerlendirmeyle karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair, davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin reddi kararına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin reddi kararına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 04/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.