Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/109 E. 2015/8849 K. 06.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/109
KARAR NO : 2015/8849
KARAR TARİHİ : 06.07.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/09/2014
NUMARASI : 2012/104-2014/215

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/09/2014 tarih ve 2012/104-2014/215 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının G.teki B., A., A., K. ve N. şubelerini 25/08/2005 tarihinde devraldığını, davalı tarafından anılan şubeler için en az aylık net 5.000 TL kar garantisi verildiğini, sözleşmenin 41. maddesinde haklı fesih nedeni ile tarafların zararlarını karşı taraftan talep etme hakkının bulunduğunu, haklı nedenle fesih hakkını kullanan taraf bakımından bir zarar doğmuş olmasının şart olmadığını, ileride zarar doğma olasılığının yeterli olacağını, davalı şirketin müvekkiline her bir şube için aylık 5.000 TL net kar vaad ettiğini, müvekkilinin şubeleri devir almasından sonra 2005 yılı dahil olmak üzere her yıl zarar ettiğini, müvekkilinin zararlarının 2005 yılında 68.516,66 TL, 2006 yılında 45.981,77 TL, 2007 yılında 38.187,82 TL olduğunu ve 2008 yılı Mart ayı sonunda A. ve A. şubelerinin feshedildiğini, aynı yılın Ağustos ayı sonunda B. Şubesi’nin aynı nedenlerle feshedildiğini, feshin haklı olduğunun davalı tarafından da kabul edilerek alacaklarının bir kısmının müvekkiline ödendiğini, bakiyesinin de hakedişlere yansıtılarak ödeneceğinin davalı tarafından kabul edildiğini belirterek, çeşitli kalemlerden oluşan toplamda 406.355,00 TL’nin dava tarihinden itibaren en yüksek faiz oranı ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında 25/08/2005 tarihinde acentelik sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmenin davacı tarafından 28/03/2008 tarihinde gerekçesiz olarak fesih edildiğini, iyi niyet göstergesi olarak davacı ile varılan mütabakat sonucunda davacıya 05/06/2008 tarihinde 40.782,00 TL ödeme yapıldığını ve ibraname alındığını, B. Şubesine ilişkin sözleşmenin aynı şekilde feshedildiğini ve davacıya 03/04/2008 tarihinde 8.476,78 TL ödendiğini ve müvekkilinin ibra edildiğini, K. ve N. Şubelerinin sözleşmelerinin 25/08/2005 tarihinde imzalandığını ve 28/02/2011 tarihinde davacı tarafından feshedildiğini, bu şubelere istinaden davacının 3.000 TL alacağının tespit edildiğini ancak davacının bunu kabul etmediğini, yapılan fesihlerden sonra davacının müvekkilini ibra ettiğini, davacının demirbaşlardan dolayı oluşan alacaklarının amortisman düşülmek sureti ile belirlenerek davacının cari hesabına alacak yazıldığını, davacının, 3.000 TL alacağının bulunduğunu, bunun dışında herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin N. ve K. Şubelerine ilişkin cari hesaptan kaynaklanan 3.019,37 TL ve davalı şirketin, davacı şirketin alacağından yıpranma payı adı altında yapmış olduğu kesinti miktarı olan 6.724,00 TL olmak üzere toplam 9.743,37 TL alacağı bulunduğu ve davalı taraf davadan önce temerrüte düşürülmediğinden birikmiş faiz talep edilemeyeceği ve faizin dava tarihinden itibaren başlatılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06/07/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.