Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/12102 E. 2015/13934 K. 30.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12102
KARAR NO : 2015/13934
KARAR TARİHİ : 30.12.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/12/2014
NUMARASI : 2013/438-2014/594

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.12.2014 tarih ve 2013/438-2014/594 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı … bank ile davalı arasındaki kredi sözleşmesine teminat olarak müvekkiline ait Bakırköy İlçesi, Kartaltepe Mahallesi, Ataköy mevkinde bulunan 1… ada, 1 parsel sayılı A4 Blok 13. kat 65 nolu bağımsız bölüm üzerinde banka lehine ipotek tesis edildiğini, müvekkilinin davalı şirketten ipoteğin kaldırılmasını istediği ancak davalı şirketin mali sıkıntılarını gerekçe göstererek kredi borcunu ödemediğini, müvekkilinin taşınmazını ipotekli olarak üçüncü bir kişiye sattığını, alıcının ipoteğin kaldırılması için davalı şirketin kredi borcunu banka hesabına yatırdığını buna ilişkin makbuz düzenlendiğini, ancak banka tarafından şirket ortağı ve müvekkilinin eski eşi N.. tarafından ödeme yapıldığına dair ikinci bir ödeme makbuzu düzenlendiğini bu makbuz nedeniyle davalı şirketin kendisine ödeme yapmadığını savunarak, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun tespitine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili, davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, kredi borcunun davalı şirket ortaklarından N…F.. Y.. tarafından 2009, 2010, 2011 yıllarında şirket kasasından çekilen ve uhdesinde bulunan parayla ödendiğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu, ipoteğin kaldırılmasının üzerinden beş ay geçtiği halde, müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını, davacının bankada ipoteğin fekki ile ilgili işlemler yapılırken ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin yapılan işlemleri onayladığını, bu nedenle bankaca düzenlenen belge ve makbuzların doğru olmadığını ileri süremeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu paranın davacının eski eşi ve şirket ortağı N.. F.. Y.. tarafından davalı şirket hesabına her hangi bir açıklama düşülmeksizin yatırıldığı, işlemin taraflarının dava dışı Naci F… Y..le davalı şirket olduğu, davacıyla davalı şirket arasında doğrudan bir havale ilişkisi bulunmadığı, davacının talebini N.. F… Y..’ya yöneltmesi gerektiği bu nedenle davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, alacağın tespiti istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nın 106. maddesinde düzenlenen, tespit davası; bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi için açılan bir dava türüdür. Tespit davası eda davasının öncüsü durumunda olup, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, eda davası açılması mümkün olan hallerde davacının tespit davası açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması şarttır. Hukuki yararın varlığının kabulü için ise, talepte bulunanın hakkının tehlike altında bulunması ve verilecek bu tespit kararının bu tehlikeyi bertaraf edici nitelikte bulunması gereklidir. Somut olayda, mahkemece işin esasına girilerek taraflar arasında havale ilişkisi bulunmadığı ve davanın davalı şirkete yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de; eldeki davada alacağın varlığının tespiti için eda davası açılması mümkün olup, davacının tespit davası açmakta güncel hukuki yararının bulunmadığı ancak davanın reddine ilişkin hükmün, sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında, dava tarihi itibariyle eda davası açılması mümkün bulunan hallerde tespit davası açılmasında güncel hukuki yararın bulunmadığı gözetilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-h maddesi atfıyla 115/2. maddesi uyarınca, hukuki yarar yokluğuna ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken; mahkemece yazılı gerekçeyle sonuca gidilmesi doğru olmamış, kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/son maddesi uyarınca değişik gerekçe ile onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ:Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın değişik gerekçe ile ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.