Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/1304 E. 2015/7288 K. 29.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1304
KARAR NO : 2015/7288
KARAR TARİHİ : 29.05.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/12/2013 tarih ve 2010/1499-2013/979 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketteki ortaklık hisselerini devrederek hem ortaklıktan hem de müdürlükten ayrıldığını, davalı şirketin 29/06/2010 tarihinde müvekkili aleyhine teslim edilmeyen kasa tutarı adı altında alacaklı olduğundan bahisle takip başlattığını, müvekkilinin davalı şirkete böyle bir borcu olmadığını, icra dosyasına 1.815,00 TL ödeme yaptığını ileri sürerek, davalıya borçlu olmadığının tespitini ve 1.815,00 TL’nin istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkil şirkette müdür olarak çalıştığını, davacının yapılan işleri az gösterdiğini, şirketin banka hesaplarında para olmayıp mizan ve bilançoda paranın kasa hesabında gözüktüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ortak ve tek imza ile geniş yetkiler verilen müdür olduğu ve şirket defter kayıtlarının yasanın aradığı şekilde tutulmasından da sorumlu olduğu ve şirket kayıtları itibariyle davacının şirket müdürlüğünden ayrıldığı tarih olan 18/05/2010 tarihi itibariyle kasada 60.267,16 TL nakit bulunması gerektiği, takipte talep edilen tutarın 64.967,02 TL olduğu, davalının 4.699,86 TL borçlu olmadığı, davacı taraf ortak olarak şirket adına kendi şahsi hesabından şirketin diğer ortaklarına veya da ortaklarının çocuklarına ödemeler yaptığını beyan etmiş ise de söz konusu ödemelerin şirket faaliyetleri dışında yapıldığından şirketi bağlamadığı, davacı davalı şirketten 7.796,66 TL alacaklı ise de, söz konusu miktarın infaz sırasında değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle bu miktar yönünden mahsup işlemlerinin yapılmadığı, takip durdurulmadığından ve davalı yapılan takipte haksız ve kötü niyetli olmadığından tarafların kötü niyet tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, icra müd. 2010/5177 esas sayılı dosyasında davacının 4.699,86 TL borcu olmadığının tespitine, fazlaya yönelik taleplerin reddine, davacının davalı şirketten cari hesap alacağı uyarınca 7.996,67 TL alacağının ise icra dosyasında infaz sırasında mahsubu gerektiğinden bu yönde talebinin infaz sırasında değerlendirilmesine, tarafların kötü niyet tazminatı ve davacının istirdata yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı şirket tarafından davacı müdür hakkında kasa açığı nedeniyle başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davacı taraf kendi hesabından davalı şirket adına bir kısım ödemeler yapıldığını iddia ile mahsup savunmasında bulunmuştur. Bilirkişi kök raporunda bu ödemelerle ilgili yeterli inceleme yapılmadığı gibi davacının itirazı üzerine düzenlenen ve hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda da bu hususlarda görüş bildirilmemiştir. Mahkemece de, davacının davalı şirketten 7.796,66 TL alacaklı olduğu kabul edilerek söz konusu miktarın infaz sırasında değerlendirilmesi gerektiğinden bu miktar yönünden mahsup işlemlerinin yapılmadığı belirtilerek, davacının mahsup talebine konu diğer kalemler yönünden değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda, mahsup edilecek miktarın infaz sırasında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı nazara alınarak, davacının davalı şirket adına yapıldığı iddia edilen ödemeler ile ilgili delilleri toplanarak mahsup savunması üzerinde durulup, asıl alacak miktarının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.